Tüyler ve Rüzgâr

92
Hasan Çağlayan |

Ben uçmak derim, bir kuş kanatlarını çırparak gider, diyor bir şair. Uçuyoruz ötelere, uzağa. Görüyorsun, yol uzun; gün yorgun. Varsın olsun. Şimdi yeni bir mevsim. Gerilerde kaldı güz. Her şeyin bir vakti var; biliyorsun.

Kuşlarını alıp gidiyor gök.” diyor bir şair.  Ama “kuşlar, gökyüzünü taşıyor” da denilebilir. Kuşlarız; uçuşlarız, nakışlarız biz. Göğü giyindik işte. Maviliği boyandık. Bulutları bir şal gibi dolandık. “Mavilikler sevdadır” maviyiz artık.

Gök dökülürcesine kuşlar.” diyor bir şair. İniyoruz kırlara, sulara. İçimizde bahar. Kalbimizde yazların sevinci. Başımızda sevda. Ufkumuzda karlı, dumanlı dağlar. Üstümüzde geniş “Bahar gökleri.” Yemyeşil bir sofra dünya.

Bir durgun sudayız, konuşsak da / Kuş uçmuyor içimizdeki ormandan.” diyor bir şair. “Sular sararmış.” Ufuklar ağarmış. Yangın mıdır, şafak mı, yapraklar alev almış? Geçsin elem. Bitsin keder. Koşup gelsin güzellikler. Ömür uçmak kadarmış.

Kuşlar mıdır, onlar ki her akşam / Âlemlerimizden sefer eyler.” diyor bir şair; seferdeyiz. Akşamlar, sabahlar; koylar, limanlar. Mehtapla yıkanan aydınlık yollar. Kanatlar, kanatlar; tüyler ve rüzgâr. Kuşlarız; gidiyoruz durmadan. Ülkemiz yaz; evimiz bahar.

Kuş ölür, sen uçuşu hatırla.” diyor bir şair. Hatırla. Hani güzel bir uçuş, masmavi. “Bir kuş gibi usulca, hışırtılı girdin. Bir ağaç sökülür gibi çıktın.” diyor diğeri. “-Öyle”, unutma! 

Yer başka bir yere, gökler başka göklere çevrilir” bir gün. Geride kalır dünya.

Önceki İçerikAynı Evde, Farklı Dünyalardayız!
Sonraki İçerikAynı Anda İki İş: Helal mi Haram mı?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın