
Melike Melan |
Z kuşağının parmak uçlarında şekillenen yeni bir dil var! Klavyelere, ekranlara dokunuyorlar; ama imla kurallarına pek dokunmuyorlar. Sosyal medyada noktalama işaretleri tarihe karışıyor. Cümleler başıboş, harfler keyfine göre büyük ya da küçük. Peki neden böyle? Gerçekten umursamıyorlar mı, yoksa dijital çağın yeni jargonu bu mu?
Dil Bir Canlıdır; Doğar Ve Ölür!
Diller de tıpkı diğer canlı organizmalar gibi doğar, gelişir; zamanla değişime uğrar ve hatta bazen ölür. Ekonomik süreçlerin yanı sıra; şehirleşme, küreselleşme ve dijitalleşme gibi sosyolojik süreçler toplumların dillerinin yapısını ve kelime hazinesini etkiler. Böylece diller dönüşür ve değişir. Amerikalı ünlü dilbilimci Noam Chomsky, dilin üretken ve dinamik bir yapı olduğunu söylüyor. Chomsky, Üretici Dönüşümsel Dil Bilgisi Teorisi’ne dayanarak, insan zihninin sonsuz sayıda yeni cümle üretebilecek bir yapıya sahip olduğunu öne sürüyor.
Dijitalleşmenin bir çığ etkisiyle hayatımıza girdiği son yıllarda; Chomsky’nin üretken ve dinamik dil görüşü daha da görünür hâle geldi. Özellikle sosyal medya ve internet sayesinde, insanlar sürekli yeni kelimeler türetiyor, kısaltmalar ve emojilerle iletişim kuruyor.
Akıllı Telefonlar Bir Milat
Akıllı telefonların hayatımıza girişiyle elbette pek çok şey değişti. Kısa mesajlar, sosyal medya paylaşımları ve anlık sohbet uygulamaları, dili daha hızlı, pratik ve sade bir hâle getirme ihtiyacını doğurdu. Z kuşağı ise zaten bu dünyanın içine doğdu. Bizim için sonradan doğan bu “sosyal medya dili” onlar için zaten bildikleri “doğal” ve “normal” olan dildi.
Küreselleşmenin de etkisiyle farklı dillerden kelimeleri rahatça günlük konuşmalarına dahil eden gençler, yazılı iletişimde de hız ve pratikliği ön planda tutarak büyük küçük harf kullanımına ve noktalama işaretlerine giderek daha az dikkat ediyor. Anlık mesajlaşma uygulamalarında şekillenen bu yeni dil anlayışı, yalnızca bireysel tercihlerden değil, aynı zamanda dijital çağın getirdiği hız ve dinamizm ihtiyacından besleniyor.
Büyük Harf Kullanacak Kadar Yaşlı Değilim!
Sosyal medya platformlarında yapılan paylaşımlardaki yazım tarzı, yazan kişinin yaşını kısmen ele veriyor. Çünkü gençler, büyük harfle yazmayı tercih etmiyor. Hatta büyük harfle yazmanın bir yaşlılık belirtisi olduğunu düşünenler bile var. New York Post‘un haberine göre, TikTok’ta viral olan Z kuşağı videolarından biri şu sözleri içeriyor: “Olgunlaşmak, artık küçük harflerle yazmamanın zamanı geldiğini fark etmektir.”
Dijital pazarlama şirketi E-innovate’in kurucusu Karim Salama ise The Guardian‘a verdiği demeçte, bunun Z kuşağının kendini ifade etme ihtiyacının bir yansıması olduğunu dile getiriyor. Salama; “Dil sürekli evrim geçiriyor, özellikle de yeni teknolojilerle birlikte. İlk olarak bunu, duyguları etkili bir şekilde ifade eden emojilerin yükselişiyle gördük.” diyor.
Küçük Harfler Daha Samimi Geliyor
Pazarlama ajansı Ellis Digital’de sosyal medya yöneticisi olan Caitlin Jardine ise “Büyük harfler sert veya ani hissedilebilir.” diyor. Sakin, arkadaş canlısı bir tonun, Z kuşağının değerleriyle daha fazla örtüştüğünü vurgulayan Jardine, küçük harflerin ayrıca, geleneksel dil bilgisi ile ilişkili otoriteyi ve katılığı reddetmenin bir yolu olduğunu vurguluyor.
Yine bir başka pazarlama firması Idea Grove’un CEO’su Scott Baradell’a göre ise Z kuşağının hem kişisel iletişimde hem de markalaşmada genellikle küçük harfli metni tercih etmesini, daha rahat, otantik ve konuşma hissi vermesiyle ilişkilendiriyor. Baradell’a göre küçük harf kullanımı, TikTok ve Instagram gibi platformlardaki mesajlaşma ve iletişim tarzıyla uyumlu hâle gelerek, samimiyet ve kolay ilişki kurma açısından görsel bir ipucu işlevi görüyor.
Öte yandan büyük harflerle yazılan kelimeler, birinin sesini yükseltmesine benzer şekilde öfke, heyecan veya vurgu içeriyormuş gibi algılanıyor. Sosyal medyada veya mesajlaşma uygulamalarında tamamen büyük harflerle yazılmış bir cümle, genellikle bağırma ya da sert bir tepki olarak yorumlanıyor. Hatta bu durumu tiye almak için kullanılan; “Caps Lock’un açık kalmış!” şeklinde nevzuhur bir deyim bile var.
Büyük Harfler İçin Zaman Yok!
On altı yaşındaki Azra da küçük harfle yazmayı tercih eden gençlerden. Telefonundaki otomatik büyük harfle başlatma ayarının kapalı olduğunu söyleyen Azra, genel anlamda da büyük küçük yazılımına dikkat etmediğini belirtiyor. Büyük harfleri yalnızca heyecanlandığı ya da sinirlendiği zamanlarda; “YAPMAAA!”, “HAHHAAA!” gibi tepkiler verirken kullandığını ifade eden Azra, küçük harf tercihinin nedenini ise şöyle açıklıyor: “Yazarken bu harf büyük mü küçük mü yazılıyor diye vakit harcamak istemiyorum. Dikkat etmeyince daha hızlı yazılabiliyor.” Noktalama işaretlerinin genel anlamda gereksiz olmadığını düşünen Azra, en çok soru işaretini kullandığını ve ünlem işaretini biraz agresif bulduğunu söylüyor.
On yedi yaşındaki Rana ise büyük ya da küçük harf tercihinin hangi dili kullandığına göre değiştiğini ifade ediyor. Almancada büyük ve küçük harfler kelimenin anlamını değiştirdiği için dikkat etmeye çalıştığını söyleyen Rana, yine de hızlı yazması gereken durumlarda zaman kazanmak için bu kuralı görmezden geliyor. Rana ayrıca, arkadaşlarıyla Türkçe olarak yazıştığı ortamlarda ise büyük ve küçük harf yazımına önem göstermediklerini söylüyor.
Yanlış Anlaşılmalara Sebep Olabilir
Z kuşağı gençleri, büyük harfleri es geçmeye, noktalama işaretlerini yok saymaya devam etse de konunun uzmanlarına göre bu işaret ve uygulamalar hâlâ oldukça işlevsel. Türkçe ses bilgisi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Kerim Ahmet Can, yazılı anlatımda noktalama işaretlerinin rolünü şöyle özetliyor: “Sözlü anlatımda beden dili, herhangi bir konunun takdiminde önemli rol oynarken, yazılı bir metnin tesirinin artırılmasında noktalama işaretleri imdadımıza koşar.”
Düşüncelerimizi Düzenler
Türçedeki ses olayları üzerine çalışan Prof. Dr. Mehmet Gümüşkılıç ise “Büyük ve küçük harfle yazmak, noktalama işaretlerini kullanmak, insanların duygu ve düşüncelerini daha rahat ifade etmeleri için birer vesiledir.” diyor. Gümüşkılıç, özellikle sosyal medyadaki hızlı bilgi akışının gençlerin düşüncelerini dağıttığını vurgularken, noktalama ve imla kurallarının kullanılmamasını ise bu zihinsel dağınıklığın yazıya yansıması olarak değerlendiriyor. Ona göre, gençlerin sıkça kullandığı kısaltma ifadeleri de düşünceyi, duyguları ve dili kısıtlıyor.
Sorunlara Yol Açıyor
Büyük harf ve noktalama işaretlerinin kullanılmayışı, yalnızca sosyal medya ya da günlük mesajlaşmalarla sınırlı değil elbette. İş dünyasına da taşan bu durum bazı sıkıntılar doğurabiliyor. İş e-postaları, resmi yazışmalar ve müşteri iletişiminde dil bilgisi kurallarına uyulmaması, profesyonellikten uzak bir izlenim yaratabiliyor. Jason Dorsey de bu noktaya dikkat çekerek, “Müşterilerle ve iş arkadaşlarıyla iletişim kurarken profesyonel dil bilgisinin kullanılmasını beklediğimizi belirtmek isterim” diyor. Ona göre, doğru dil bilgisi kullanımı, yalnızca iyi bir izlenim bırakmakla kalmaz, aynı zamanda detaylara verilen önemi de gösterir. Bu nedenle, Z kuşağının iş ortamında daha resmi bir dil benimsemesi, şimdilik kariyer gelişimleri açısından kritik bir unsur olarak duruyor.
Büyük küçük harf kullanımına dikkat edilmemesi, noktalama işaretlerinin önemsenmemesi ve farklı dillerden kelimelerin çok çabuk benimsenerek kullanılması gibi konular, dilbilimciler ve toplumlar arasında daha çok tartışılacak gibi görünüyor. Bir tarafta, dijitalleşmenin ve küreselleşmenin getirdiği hızlı değişimlerin dillerin yozlaşmasına sebep olduğunu düşünenler, diğer tarafta ise bu sürecin dilin doğal evriminin bir parçası olduğunu savunanlar.
Peki, sizce bu değişim gerçekten bir yozlaşma mı, yoksa kaçınılmaz ve doğal bir evrim mi?

















