
Hz. Âişe, Resûlullah’ın gönül tahtında yer etmiş, zekâsı, edebi ve derin takvasıyla müminlerin gönlünde taht kurmuş mübarek annemizdir. O, sadece bir eş değil; ilmin, iffetin, edebin ve sadakatin timsali olmanın yanı sıra, ümmete hem rehber hem de ana olmuştur.
Büyük imtihanlar, büyük kalplere dokunur. Medine semalarında karanlık bir bulut gibi dolaşan İfk Hadisesi, onun gönlünü derinden sarsmıştı. İnsanların dilinden çıkan acımasız sözler, iftira okları gibi kalbine saplanıyordu. Oysa gökyüzü şahitti, yeryüzü şahitti; Âişe iffet ve paklığın bizzat kendisiydi, münafıkların yaydığı bu kara gölge hem Allah Resûlü’nü hem de müminleri derinden yaraladı.
Âişe annemiz, fırtınaya sabırla direndi. Gözyaşları dua oldu, kalbinin derinliklerinden yükselen sızı tevekküle dönüştü. Sessizliği bir feryattı; sadece diliyle değil, kalbiyle yalvardı Rabb’ine. Sonunda, göklerden gelen ilahi bir lütuf, onun paklığını inzal olan ayetlerle ebediyen mühürledi:
“O iftirayı çıkaranlar, içinizden küçük bir gruptur. Ama bu hadiseyi hakkınızda kötü bir şey olarak görmeyin; bilakis o, hakkınızda hayırlı olmuştur. İftiracılardan her biri, iftiraya olan iştiraki nispetinde günah kazanmıştır. O işte en büyük payı olan elebaşı şahıs için ise çok büyük bir azap vardır.”
“Bu iftirayı duyduklarında bütün mü’min erkekler ve mü’min kadınların, (kendileri gibi) birbirleri hakkında da içlerinden hayır düşünmeleri ve “Bu, apaçık bir iftiradır!” diye kestirip atmaları gerekmez miydi?”
Bu ayetlerle birlikte gökler haykırdı: Âişe tertemizdir! Böylece sadece onun iffeti ortaya konmuş olmadı, aynı zamanda bütün müminlere iftiranın ne büyük bir günah, ne ağır bir vebal olduğu da öğretildi.
İffet Abidesi Olarak Tarihe Geçti
Tarihin sayfalarının satır araları iftira ve ifk hadiseleri ile doludur. Kur’an bu iftiraları bazı peygamber kıssaları ile bize öğretir. Firavunun Hz. Musa’ya iftirası, Melik’in karısının Hz. Yusuf’a iftirası ve peygamberimizin pak zevcesi Âişe validemize atılan iftira bunlardan sadece bir kısmıdır.
Gıybet, doğru olup söylendiğinde muhatabın hoşnut olmayacağı bir şeydir. İftira ise birisi hakkında hilafıvaki beyanda bulunmadır. İftiranın son noktası ise ifktir. İfk ”bir şeyi ya da sözü ters çevirmek, döndürmek” anlamlarına gelir. Hz. Âişe validemizle ilgili olarak Nûr sûresinde, on birinci ayetten başlayıp sayfa boyunca devam eden ve siyer tarihinde “İfk Hadisesi” olarak bilinen olay anlatılır. Hz. Âişe validemize yapılan iftiranın ifk olarak tanımlanmasının hikmeti Rabb’imizin bu iftiraya doğrudan cevap vermesi; hakikatı ters yüz edenlerin sözlerini yüzlerine çarpmasıdır. Hz. Âişe annemize yapılan iftira Efendimize, Efendimize yapılan iftira da Allah’a yapılan bir iftiradır. Kur’an ayetlerinde ifk, şirk yerine de kullanılır.
Hz. Âişe, bu imtihanın sonunda “iffet ve paklık abidesi” olarak tarihe geçti. Onun adı, sabrın ve vakar dolu teslimiyetin adıyla yan yana anıldı. İfk Hadisesi ise asırlar boyu dillere düşen bir ilahi ders oldu: “Dilinizle söylemediğiniz şeyleri niçin söylüyorsunuz? Delilsiz konuşmayın, müminlerin haysiyetini koruyun.”
Bugün bizler, annemiz Hz. Âişe’ye baktığımızda yalnızca bir sahabeyi değil; sabrı, iffeti ve tevekkülüyle ışık saçan bir yıldızı görüyoruz. Onun hayatı bize şunu hatırlatıyor: İftiralar, karalamalar, karanlık sözler gelip geçicidir; ama Allah’ın kelâmıyla tasdik edilmiş bir temizliğin nuru, kıyamete dek sönmeyecektir.
Bir önceki makalede nasıl ki Müzemmil ve Müddesir surelerinde Hz. Hatice Validemizi aramaya çalıştık, elini öpelim diye arzu ettik, aynen öyle de Nur suresinin bu ayetlerinde bir vav harfinin gözünde, gözü yaşlı annemizin bizi karşılayacağına inanalım. Onunla oturup onu sakinleştirelim, üzülme anacığım diyelim, birkaç ayet sora senin tertemiz olduğun anlatılacak diyelim. O annemizin de elini öpelim. Rabb’im Kur’an’a hepimizin bu şekilde inanmasını nasip etsin.
Kimdir
Peygamber Efendimizin eşi; ilmi, zekâsı ve güçlü hafızasıyla tanınan, iffet ve sabrın timsali büyük bir sahabedir.
Kur’an’daki Yeri
Nur suresinin 11–20. ayetlerinde, hakkında çıkarılan
iftiradan aklanan; masumiyeti ayetlerle ilan edilen annemiz olarak anılır.
Özellikleri
İffeti: Nur Sûresi’nde inen ayetlerle teyit edilen paklığıyla, iffet ve temizliğin yaşayan bir timsali olması.
İlmi: En çok hadis rivayet eden sahabilerden biri olarak ümmete ilmi miras bırakması.
Sabrı: Kendisine atılan ağır iftiralar karşısında metanetle beklemesi, sonucu Allah’a havale ederek vakur duruşunu koruması.
Tevekkülü: Hakkında vahiy inene kadar sarsılmadan Rabb’ine dayanması ve sonunda masumiyetinin ilahî dille ilan edilmesi.
Cesareti: Baskı ve dedikodulara rağmen hakikati savunmaktan geri durmaması, doğru bildiğini açıkça söylemesi.
Önderliği: İlmi, kişiliği ve duruşuyla sonraki nesillere örnek olması, pek çok alanda yol gösterici biri şahsiyet hâline gelmesi.
İbret vesilesi oluşu: Müminlere iftiradan sakınmayı, dilin ve zanların ne denli büyük bir imtihan olduğunu öğreten canlı bir misal olması.
Aklımızda Bulunsun
İftira, en büyük günahlardan biridir. Allah masumları muhafaza eder; zamanı geldiğinde hakkı ve haklıyı mutlaka ortaya çıkarır.


















