Zıtlıktan Doğan Zarafet: Sedefkârlık

332

Ahşap süsleme sanatları içinde sedefkârlık, ahşabı zemin kabul eden; asıl estetik gücünü denizden gelen sedefin ışığından alan özel bir zanaat. Bu zanaat, ahşap oymacılığından farklı olarak form vermekten çok, yüzeyi zenginleştirmeye odaklanıyor.

Sedef, deniz kabuklarının iç yüzeyinden elde edilen, inci parlaklığında doğal bir malzeme. Ustaların elinde ince levhalar hâline getiriliyor ve ahşaba kakılıyor. Bu zanaat; küçük kutulardan sandıklara, kapılardan saray eşyalarına kadar geniş bir uygulama alanına sahip.

İlk Adım: Sevgi

Bu geleneğin yaşayan ustalarından biri de Fikri Güneş. Uzun yıllar Dolmabahçe Sarayı’nda antika ahşap eserlerin restorasyonunda görev alan Güneş, sekiz ayrı ahşap süsleme sanatında uzman. Bugün ise Kanada’nın Waterloo şehrinde, iç mekân merdivenleri, mutfak dolapları ve ahşap döşemelerde renk değişimi ve yüzey yenileme çalışmaları yapıyor.

Güneş, işin temelinde sabırdan ziyade sevgi olduğunu söylüyor. Sonra ise kabiliyet geliyor. Bu zanaatın teknik kısmını şöyle anlatıyor: “Sedefkârlıkta, motif önce ahşap yüzeye çizilir; ardından oya ya da freze ile oyuklar açılır. Şekillendirilen sedef bu oyuklara yerleştirilir. Son olarak yüzey zımparalanır ve verniklenerek tamamlanır.” Güneş’e göre sedef işlemeciliği ile ilgilenenlerin önce bir tarz seçmeleri gerekiyor. Zira her birinin malzemeleri farklı.

Sedefin Farklı Yüzleri
  • Osmanlı işi: Gömme veya kaplama teknikleri ile yapılır. Sedef, fildişi, kemik, boynuz ve kaplumbağa kabuğu gibi malzemelerle geometrik, yıldızlı ve bitkisel motifler oluşturulur. Saray eşyalarından pencere kanatlarına kadar birçok alanda görülür.
  • Şam işi: Kalın beyaz taş sedef parçaları, kurşun kalay alaşımlı tellerle çerçevelenerek karmaşık ve parlak kompozisyonlar oluşturulur. Bu tel çekme tekniği, Şam işinin ayırt edici özelliğidir. Motiflerde badem biçimli parçalar ve stilize bitkisel formlar öne çıkar.
  • Viyana işi: Batı estetiğiyle gelişmiş bir tarzdır. “Arusek” adıyla anılan, yeşil veya gül kırmızısı tonlarında iri desen sedef kullanılır. “Boulle marquetry” tekniğinden ilham alınarak sedef parçaları düzensiz aralıklarla yerleştirilip metal fitillerle çerçevelenir.
  • Kudüs işi: Sedefler yüzeye gömülmez, yapıştırılır. Geometrik desenler yerine çiçekler, hayvanlar ve mimari figürler ön plandadır.
  • Japonkâr: Japonya, Çin ve Hindistan başta olmak üzere Uzak Doğu estetiğini yansıtan doğa temalı ve zarif sedef kakma eserlerden oluşur. Siyah veya lacivert lake zemin üzerinde sedefin parlaklığıyla güçlü bir kontrast elde edilir. Bu zarif işçilik, Uzak Doğu felsefesini mekâna taşıyan görsel bir anlatıdır.

İlham Verenler

Almanya’da yaşayan Elif Aktaş, terapi amacıyla çiçek örmeye başlamış. Aktaş, gerçek çiçeklerin güzelliklerine rağmen zamanla solduğunu, örgü çiçeklerin ise gülümsemeyi hiç bırakmadığını söylüyor. Renk renk ipleri bir araya getirirken zihninin dinlendiğini ve günlük telaştan uzaklaştığını ifade eden Aktaş, bu uğraşın kendisine huzur verdiğini belirtiyor. Ördüğü her parça, hem günlerine keyif katıyor hem de paylaşma isteğini artırarak çevresindekilere ilham oluyor.


Evde Eğlence 

Aile Mutfağı: Ramazan ayı boyunca aile bireyleri sırayla kendi favori yemeklerinden oluşan bir iftar menüsü belirliyor. Seçilen günlerde tüm aile mutfağa giriyor, görevler paylaşılıyor ve menü birlikte hazırlanıyor. Çocuklar planlama, hazırlık ve pişirme sürecine katılarak mutfakta aktif rol alıyor. İftar sofralarında lezzet, evlerde sıcaklık çoğalıyor.


Gülümse

Yeni taşınmıştık. Bir Kurban Bayramı sabahı zil ısrarla çaldı. Alman komşumuz matkap sesi duyduğunu, sesin bizden geldiğini düşündüğünü söyledi. Açıklamaya çalışırken konuşmamız yine matkap sesiyle bölündü. Ses başka bir daireden geliyordu. Özür diledi. Ben ise merak içindeydim: “Kurban Bayramı olduğunu nereden biliyordu?” Eşim gülerek hatırlattı: Günlerden pazardı. (Hatice Yıldırım)

Önceki İçerikNesnelerin Hafızası: Koleksiyonlar
Sonraki İçerikİki Hayat, İki Kayboluş, İki Yara

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın