Dibe Vurunca Ne Olur?

Acının içinden geçen bir yol, beklenmedik dostluklar ve insanı gülümseten anlar… Mariana Çukuru, kalbe dokunan bir hikâye sunuyor.

73

Umut çoğu zaman büyük olaylarla, ihtişamlı laflarla gelmez. Bir sabah daha kolay uyanıverirsiniz. Perdeden sızan ışık, bir önceki günde olduğu kadar canınızı yakmaz. İçinizdeki düğüm tamamen çözülmüş değildir, ama en azından biraz gevşemiştir. Hayat, o anlarda “devam edilebilir” bir yer gibi görünür. İşte tam da bu yüzden, umut bazen dipte bekler bizi, tam dibe vurduğumuzu sandığımız yerde. Mariana Çukuru kadar derinlerde olsak bile! 

Mariana Çukuru: Dünyanın bilinen en derin noktası. Yaklaşık on bir kilometre… Everest’in yüksekliğinden bile fazla. Işığın ulaşamadığı, basıncın dayanılmaz boyutlara vardığı, soğuğun ve karanlığın hüküm sürdüğü bir yer. Ama bütün bu sertliğe rağmen, orada da hayat var. Şeffaf balıklar, dev solucanlar, bakteriler… Uyum sağlamış, var olmanın başka yollarını bulmuş canlılar.

Alman yazar Jasmin Schreiber’in Mariana Çukuru‘nda Paula, böyle bir karanlıkta hayatta kalmaya çalışanlardan. Kardeşi Tim’in ölümüyle kendini dünyanın en derin noktasında bulan kahramanımız için zaman durmuştur artık. Etrafındaki hayat devam etse de, başkaları işe gidip gelse, gülse ve planlar yapsa da Paula için tek bir gerçeklik vardır: düştüğü çukurun derinliği. Onu su yüzeyine yaklaştıran şey ise tesadüf kılığına bürünmüş bir karşılaşma. Hayatın en tuhaf zamanlarda önümüze çıkardığı, en tuhaf insanlardan biri… İhtiyar Helmut. 

Helmut, Paula’yla aynı çukurda durabilen bir yol arkadaşı. Benzer acılardan geçmiş, kaybın dilini bilen biri. Aralarında kurulan bağ da tam buradan besleniyor. Schreiber onları yan yana getirirken, acının içindeki absürtlüğü ve hayatın tuhaf mizahını da metne sızdırıyor. Bu yüzden roman, bir sayfada boğazınızı düğümlerken bir sonraki sayfada sizi güldürebiliyor. 

Ölüm, uzun yollar, beklenmedik sohbetler ve bir tavuk! Almanya’da çok satanlar listesine giren Mariana Çukuru, karanlığın içinde bile yaşamın başka biçimleri olduğunu hatırlatıyor bize. Tıpkı okyanusun en dibinde, basınca ve soğuğa rağmen var olmayı başaran o canlılar gibi.

MARİANA ÇUKURU

Orijinal Adı: Marianengraben

Yazar: Jasmin Schreiber

Çevirmen: Gonca Gül Kurtulmuş

Yan Pasaj | 240 Sayfa


Satırdan Sahneye 

Brooklyn
Colm Tóibín’in aynı adlı romanından uyarlanan Brooklyn, 1950’lerde İrlanda’dan Amerika’ya göç eden genç Eilis’in aidiyet arayışını anlatıyor. Film, büyük dramatik anlardan çok küçük duygusal kırılmalara odaklanıyor. Ev ile yeni hayat, kalmak ile gitmek arasında sıkışan Eilis’in hikâyesi; göçün yalnızlığını perdeye zarafetle taşıyor. Saoirse Ronan’ın ölçülü performansı, bu içe dönük anlatıyı derinleştiriyor.


Kapak Güzeli

Utku Lomlu’nun, Can Yayınları için hazırladığı Kramp isimli kitabın kapağı, Amerikan Grafik Sanatları Enstitüsü (AIGA) tarafından her yıl düzenlenen “Yılın En İyi 50 Kitabı ve 50 Kitap Kapağı” seçkisine girdi. 


Ne Var Ne Yok? 

Booker Prize Foundation, 8–12 yaş grubuna yönelik çocuk edebiyatı için ayrı bir Booker Ödülü üzerinde çalıştığını duyurdu. Children’s Booker Prize olarak anılan bu yeni başlık, çocuk edebiyatının ana akım ödül değerlendirmelerinde daha görünür olmasını hedefliyor.


Sayfa Arkası

Edebiyat Ajanı: Yazar ile yayıncı arasında aracılık yapan kişidir. Yayımlanmadan önce metni okur, temsil edeceği yazarı seçer ve eserin yayımlanma sürecini yönetir. Sözleşmeler, telif hakları ve yayın şartlarıyla ilgilenerek eserin doğru şekilde okurla buluşmasını sağlar.


Kitap Evleri

El Ateneo Grand Splendıd | Arjantin
Buenos Aires’te eski bir tiyatrodan dönüştürülen El Ateneo, kırmızı kadife locaları ve sahnesiyle kitapla baş başa kalmak için eşsiz bir mekân sunuyor. Yapı, 2019’da National Geographic tarafından “dünyanın en güzel kitapçısı” olarak seçildi.

Önceki İçerikTehlikeli Değil, Cesursun!
Sonraki İçerikHaydi Yeşillenelim!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın