Dağarcık “Hasılı”

“Hasılı”

117
Bir Sözcük

Hasılı: Kısacası, özet olarak, özetle anlamında kullanılan bir sözcüktür. İlk hecesi uzun okunur. Netice, ortaya çıkan ürün gibi anlamları olan “hasıl” sözcüğüne iyelik eki “-i” eklenmesiyle oluşturulmuştur. Aynı anlamda kullanılan “hasılıkelam” ise kalıplaşmış bir tamlamadır. “Bunca sözden çıkan sonuç” demektir.

“Hasılı, bahçeye serbest bir orman manzarası verdirmek için bilseniz ne kadar çalıştım.” (Ahmet Haşim)


Bir Sözcüğün Yolculuğu 

Fistan: Tek parça kadın giysisi. Günümüzde fistan yerine daha çok anlam daralmasına uğramış “elbise” sözcüğü kullanılıyor. Peki ilk bakışta Türkçe olmadığı anlaşılabilen bu sözcük nereden geliyor? Hayır, doğuya bakmayın hemen. “Fistan” Türkçeye Yunancadan (phoustani), Yunancaya İtalyancadan (fustagno) geçmiş. Sonra Türkçeden Farsçaya da geçmiş. Nereden, nasıl geçtiyse Balkan dillerinde de varmış. Peki İtalyancaya nereden geldi? Orası karışık. Bir tür kalın kumaş anlamıyla Arapça bir kökene dayanıyor olabilir; hatta etekleri, pırpırlarıyla ta Aramiceye, Akatçaya uzanıyor olabilirmiş fistan.


Bir Atasözü

Su akar yolunu bulur.

İş olacağına varır, bazı işleri kendi hâline bırakmak gerekir anlamında kullanılır. Bir tabiat olayıdır aslında. Su hep alçağa akar ve aktıkça kendi yolunu oluşturur.


Bir Deyim

Çekip çevirmek: Düzene koyup yönetmek, gerektiği gibi idare etmek, hâle yola koymak.

“Ölenleri çekiştirmektense doğanları çekip çevirmeli.”
(Cenap Şahabettin)


Bir Kitap

Çile: Necip Fazıl Kısakürek’in yayımlanmış bütün şiirleri arasından seçtiği ve işte benim şiirlerim bunlardır diye okura sunduğu kitap. Üstadın farklı türlerde sayısı hâlâ artan birçok kitabı varsa da o öncelikle şairdir ve şiirleri Çile‘de bir araya getirilmiştir.

Onu edebiyat camiasına tanıtan Kaldırımlar gibi gençlik şiirlerinden, sosyal meselelere ve tasavvufa yöneldikten sonra kaleme aldığı hikemi şiirlerine kadar şairin kendi süzgecinden geçmiş bütün şiirleri bu kitaptadır.

Türkçenin tadına varmak için okunması, kitaplıklarda bulundurulması gereken kitaplardan biri Çile.


Gurbetçi Sözcükler 

Sözcük: tulip, tulipe, tulpe, tulp, tulipano, tulipán, tulpan, тюльпа́н

Göç ettiği ülke: Birçok Avrupa ülkesi

Daha 16. asırda Osmanlı şehirlerinde birçok lale türü yetiştirilmekte, bahçeleri süslemekteydi. Her türün farklı adı vardı. Birine de başa dolanan bir tülbent gibi zarif olduğu için tülbent lalesi adı verilmiştir. Önce elçiler, seyyahlar yazılarında bu çiçeklerden bahsederler, sonra lale soğanı alıp götürenler olur. Ama alt tür adı olan tülbent, çiçeğin kendi adı olarak algılanmıştır. Hollanda’dan İtalya’ya, İskandinav ülkelerinden Rusya’ya bütün kıtaya bu yeni adıyla yayılır.

Tülbent mi? O bize Farsçadan gelmiş, sarık demekmiş eskiden.


Türkçenin Sultanları

Geçti bir cenaze peşinde ömrüm;

Bilemem, vardığın neresi, bugün?

Her gün yürüdüğün kadar yürüdün,

Arkasından kendi ölünün; gördüm…

(Necip Fazıl Kısakürek)


Doğrusunu Kullanalım 

askari X  asgari

En azından, en az, minimum karşılığı olarak kullanılan sözcük asgaridir. “Askeri” sözcüğü askerlikle ilgili demektir. “Askari”ye gelince, öyle bir sözcük yok.

“Başvuracakların asgari lise mezunu olmaları şarttır.”


Türkçesini Kullanalım

anons X  duyuru √


Bunları Karıştırmayın

Vakıf: Bir hizmetin gelecekte de yapılması için belli şartlarla ve resmî bir yolla ayrılarak bir topluluk veya bir kimse tarafından bırakılan mülk, para.

“İslâmiyet’te ilk vakıf Cenâb-ı Peygamber zamânında Medîne’de başlamıştır.” (Mehmet Zeki Pakalın)

Vâkıf: Bilen, farkında olan.

“Demirci anladı, ses çıkarmadı, duvardan üç beş halka aldı, sanatına vâkıf bir adam sükûnetiyle değneğe taktı.” (Memduh Şevket Esendal)

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın