DEHB: Eksiklik Değil, Farklılık!

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu bir kusur değil; farklı çalışan bir beynin sesidir. Anladığımızda güç, etiketlediğimizde yük olur.

90

Çocuğunuz sınıfta yerinde duramıyor, sık sık eşyalarını okulda unutuyor ya da konuşmanızın tam ortasında başka bir konuya mı geçiyor? Süt almak için markete gidip eve bir kucak dolusu abur cuburla dönüyor ama süt almayı unutuyor musunuz? Bir e-postayı cevaplamak için oturduğunuz bilgisayarın başından saatler sonra onlarca kedi videosu izlemiş olarak mı kalkıyorsunuz? O zaman bu yazıyı okumaya devam edin. Çünkü çokça duyduğunuz ama özünü tam olarak bilemediğiniz bir bozukluğun izleriyle karşı karşıya olabilirsiniz. 

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB), aslında insanlıkla yaşıt bir olgu. 18. yüzyılda “ahlaki kontrol eksikliği” olarak tarif edilen davranışlar, bugün DEHB başlığı altında tanımlanıyor. 1902’de İngiliz hekim Sir George Still, “ahlaki davranışta yetersizlik” sergileyen bazı çocuklardan söz ederek, bu bozukluğun bilinen ilk tanımlarından birini yaptı. Ancak DEHB’nin bilimsel açıdan anlaşılması ve net bir şekilde tanımlanması 20. yüzyılın ortalarına denk gelir. 1980’lerden sonra ise bu durumun sadece çocuklarla sınırlı olmadığı, yetişkinleri de etkileyen bir nörogelişimsel bozukluk olduğu kabul edildi.

Hikâye Anne Karnında Başlıyor


DEHB’nin kökenleri yalnızca doğum sonrasına değil, anne karnındaki döneme kadar uzanır. Gebelikte yaşanan komplikasyonlar, annenin geçirdiği enfeksiyonlar, toksinlere maruz kalma ya da erken doğum riski gibi etkenler, bozukluğun ortaya çıkmasında önemli rol oynar. Genetik yatkınlıkla birleşen bu çevresel faktörler, çocuğun nörolojik gelişimini şekillendirir. Doğumdan sonra ise beslenme alışkanlıkları, erken yaşta yaşanan travmalar ve ebeveyn çocuk ilişkilerinin kalitesi, semptomların ne kadar belirgin olacağını etkiler. Bu nedenle DEHB, sadece “çocukça davranışlar” ile açıklanabilecek bir durum değil; biyolojik, psikolojik ve sosyal boyutları olan karmaşık bir süreçtir.

Yetişkinlerde DEHB


DEHB yalnızca çocuklukla sınırlı değildir; çoğu birey için hayat boyu süren bir yol arkadaşıdır. Yetişkinler, zaman yönetimi zorlukları, unutkanlık, sık iş değiştirme ya da ilişkilerde dalgalanmalarla karşılaşabilir. Ancak bu belirtiler çoğu zaman “karakter özelliği” sanılarak göz ardı edilir. İş yaşamında odaklanma güçlüğü, işleri erteleme, sosyal medyada kaybolma gibi alışkanlıklar tanıdık geliyorsa, belki de bu hikâyenin içindesiniz. “Her şeye başlıyorum ama hiçbirini bitiremiyorum.” yakınması, özgüveni sarsan ama oldukça yaygın bir ifadedir.

Bir De Kendinize Bakın

DEHB genetik geçişli olabilir. Çocuğunuzun tanısı, kendi çocukluğunuzu ya da bugünkü davranış kalıplarınızı sorgulatabilir. Yıllardır unutkan, dağınık, maymun iştahlı diye nitelendirilen yönlerinizin ardında DEHB yatıyor olabilir. Eğer sık sık odaklanma sorunu yaşıyor, aynı anda birçok işe başlayıp bitiremiyorsanız, bir uzman değerlendirmesi yaşam kaliteniz için önemli olabilir.

DEHB bir kusur değil, farklı çalışan bir beynin yansımasıdır. Bu farklılık, doğru anlaşıldığında güç kaynağına dönüşebilir. Toplum olarak yapmamız gereken, bireyleri etiketlemek yerine anlamak; yargılamak yerine yol göstermek. Bu yazı vesilesiyle hem çocuklarımızın hem de kendimizin içindeki hareketin sesine kulak vermeye ne dersiniz? 

Unutmayın, anlamak, değiştirmekten önce gelir.

Ebeveynler için yol haritası

DEHB’li bir çocuğun ebeveyni olmak sabır ve farkındalık gerektirir. Tanısı konmuş bir çocuğunuz varsa aşağıdaki tavsiyeler işinizi kolaylaştırabilir:

Rutinler oluşturun: Sabah çanta hazırlığını eğlenceli bir oyuna dönüştürebilirsiniz. Örneğin, “Bugün bakalım hangi eşyaları yakaladık?” gibi.

Net ve kısa talimatlar verin: “Odanı toparla.” yerine “Kitaplarını rafa koy, çoraplarını sepete at.” demek çok daha anlaşılır olur.

Başarıyı ödüllendirin: Küçük adımları takdir edin. Akşam dişlerini fırçaladığında yapıştıracağınız bir yıldız, onun motivasyonunu artırabilir.

Zamanı görünür hâle getirin: Renkli zamanlayıcılar veya görsel programlar, çocuğun zamanı daha somut algılamasına yardımcı olur.

Önceki İçerikYurttan Sesler Korosu
Sonraki İçerikDinlerin Ortak Değeri: Komşuluk

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın