
Melekler indi. Lambalar, ışıklar yandı. Buhurdan gibi tüten bir sevgi sardı dünyayı. Bir uçtan bir uca açıldı kanatlar. Yerlere, göklere uzandı dallar. Her yeri, her şeyi çiçekler sardı. Tavuslar, kelebekler, ıtırlı bir gün. Rüyalar uykulardan uyandı.
Bir beste çalmaktadır bir yandan. Gece sabah olmaktadır; kış bahara durmaktadır. Notalar ve nakışlar, nağmeler ve alkışlar duyulmaktadır. Sevdadır adı.
Melekler indi. Onlar ki yıldızlı göğün sevinci sanki. Onlar ki kadife çiçekleri. Kalpleri, o kocaman kalpleri, saklıyor içinde iklimleri. Kilimler dokur gibi renkli, pürsevinç, dokurlar güzelim geleceği. Onlar ki okurlar yağmur gibi, sözleri, harfleri, sesleri. Gözleri mevsimleri çağırır. İsimleri asırların adıdır. Cenneti andırır resimleri.
Bir şiir gelmektedir bir yandan: “Çiçekli dallar kalbim, ‘öpülen çocuk yüzleri’ onlar. Şiirler dostu, arılar balı.” Öyle ki “Bayıltır elvan kokusuyla kuşları.” demektedir. Yemyeşil, serin bir ormanda baharlar misali.
Melekler indi. Yağmurlar dindi. Bir ışık giyindi sanki evren. Şafakta güneş gibi. Huzurdur, yudum yudum içti her yan. Sımsıcak kuşattı yürekleri. Serin bir meltemdir büründü bağlar. Salkım bulatlardır kuşandı dağlar. Sular köpürdü masmavi. Süzüldü narin kuğular. Sazlıkları sardı buğular. Sevinçler geldiler değil mi?
Marallar suya inmektedir. Akşamın alacasına kuşlar konmaktadır. Uzayıp giden yollar sessiz. Sülünler dolaşan çayırlar sakin. Işıklar tek tük yanmaktadır. Kaygısı kalmamıştır kimsenin.
Melekler indi. Gazeller, ceylanlar sevindi. Resimler, desenler belirdi. Ümidin şavkıdır yüzlere yansıyan. Şiirler, öyküler geldi. Rüzgârlı bir andır bu; uçuyor sanki her şey. Bahardır gülüşleri.


















