Kalpte Peygamber Sevgisini Harlatan Gelenek: Mevlit

Çocukken mevlit demek bizim için bütün köyün toplandığı zengin sofralı yemekler demekti. Adı asker mevlidi olurdu bazen, bazen de vefat eden birinin ardından dua vesilesi olsun diye yemek verilirdi. “Ahmet’in asker mevlidi var.”, “Fatma nenenin mevlidine gideceğiz.” der; bir sini etrafına toplanırdık. Sonra sırayla yemekler gelmeye başlardı. Namaz vakti girince toplu namaz kılınırdı. Ardından aşırlar, ilahiler ve mevlit okunurdu.

Çocukken işin yemek kısmına yoğunlaşırdım daha çok. Sonra kalabalıktan sıkılır sıvışırdım. Ama bir gün geldi, yaş ilerledi; üstelik bir yakınımızın mevlidiydi sanırım, artık sonuna kadar izleyecektim töreni. Eski usul dinî eğitim almış köylü amcalar kendilerine has bir makamla mevlit okuyorlardı. Ben de oturduğum yerden dinlediğim metnin sözlerini düşünüyordum.

Bir ara, mevlidin bir yerinde, herkes ayağa kalktı ve hep beraber salavat okumaya başladılar. Ben de ayak uydurdum tabii. Mevlid-i Şerif’in o kısmında peygamberimizin dünyaya gelişi anlatılıyordu. Saygımızdan hep beraber ayağa kalkmış, “Hoş geldin ey Allah’ın elçisi!” diyorduk. Daha önce yaşamadığım bir duygu selinin içinde buldum kendimi. Sanki tam da o anda gerçekten adının anıldığı meclise gelmiş gibiydi Efendiler Efendisi.

Meğer bu bir gelenekmiş, mevlit okunurken “Veladet” bahrinde Peygamber Efendimizin doğduğunu bildiren beyte gelince hep birlikte ayağa kalkılır dua edilirmiş. İşte o gün niçin altı asırdır bu topraklarda mevlit okunduğunu ve mevlidin kalplerdeki peygamber sevgisi ateşini nasıl harladığını bir parça anladım.

Kurtuluş Vesilesi Mevlit

Mevlit aslında bir eser adı değil, tür adıdır. Süleyman Çelebi’nin mevlidinin adı ise “Vesiletü’n-Necat”. Bu tamlama günümüz Türkçesine “kurtuluş vesilesi” ya da “kurtuluşa sebep olan” şeklinde çevrilebilir. Vesiletü’n-Necat, Türkçede mevlit türünde yazılan ilk eser kabul ediliyor. Daha sonra bu alanda iki yüzden fazla eser yazılmış ama hiçbiri Süleyman Çelebi’nin eseri kadar sevilip yaygınlık kazanmamış. Söyleyişindeki basitlikle birlikte anlamındaki derinlik bu mevlidin bir sehl-i mümteni şaheseri kabul edilmesine neden olmuş. Mehmet Akif de Asım’da kendisini mevlit yazarı diye eleştirenlere şöyle cevap verecektir:
“Yetişilmez ki: Süleyman Dede yükseklerde.”

Mevlit Ne Demek?

Mevlidin Arapçada mimli masdar, zaman ismi ve yer ismi olmak üzere üç anlamı vardır. Sözcük Türkçede bu üç anlamıyla da kullanılmıştır. Yani yerine göre “doğum”, “doğum yeri”, “doğum zamanı” anlamlarına gelebilir. Dar anlamda “mevlit” denince dilimizde Peygamber Efendimizin doğumu ve bunu anlatan eser anlaşılır.

Mevlitler Ne Zaman Çıktı?

Mevlit türünde eserler efendimizin doğum günüyle ilgili kutlamalarda okunmak üzere kaleme alınmıştır. Peygamberimizin doğum günüyle ilgili törenlere ilk kez Mısır’da Fâtımîler döneminde rastlanmaktadır. Daha önce ne asr-ı saadette ne dört halife döneminde ne de Emevî ve Abbasî dönemlerinde bu tür merasimlere rastlanmaz.

En görkemli şenliklerle resmi mevlit törenleri Erbil Atabeklerinden Muzafferüddin Gökbörü döneminde yapılmıştır. Gökbörü, Selahaddin Eyyubî’nin eniştesidir. Ayrıca dindar, hayırsever bir devlet adamı olarak bilinir. Onun devrinde yapılan mevlit törenleri büyük yankılar bırakmış ve genellikle mevlit kutlama geleneğinin başlangıcı kabul edilmiştir.

Mevlidin Okunuşu

Türkiye ve Balkan coğrafyasında Mevlit törenlerinde Süleyman Çelebi’nin eseri okunur. Mevlit okurken bazı geleneklere uyulur. Mevlit için toplanılan mecliste önce Kur’ân-ı Kerim tilavet edilir. Sonra mevlit bahirleri (bölümleri) sırayla ve belli makamlarla okunur. Her bahirden sonra Kur’ân, bazı bahir aralarında ilahi ve kasideler okunur. Mevlidin vefat bölümü okunmaz.

Mevlitlerde şerbet, şeker dağıtmak; gül suyu ikram etmek de âdettendir. Bazı bölgelerde helva, kuru üzüm, çörek gibi ikramlar da gelenek hâlini almıştır.

“Veladet” bahrinde yukarıda anlatıldığı şekilde saygıyla ayağa kalkılır. Bu bölümdeki duadan başka Mevlidin sonunda asıl dua yapılır, istiğfar edilir. Tören Fatiha okunarak bitirilir.

Not Defteri

Bediüzzaman Ne Diyor?

Mevlid-i Nebevî ile Mi’raciye’nin okunması, gayet nâfi’ (yararlı) ve güzel âdettir ve müstahsen (güzel kabul edilen) bir âdet-i İslamiyedir. Belki hayat-ı içtimaiye-i İslamiyenin (İslam’ın sosyal hayatının) gayet latîf ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir (sohbet konusudur). Belki hakaik-i imaniyenin ihtarı (iman hakikatlerinin hatırlatılması) için en hoş ve şirin bir derstir. Belki imanın envarını (nurlarını) ve muhabbetullah (Allah sevgisi) ve aşk-ı Nebevîyi göstermeye ve tahrike (harekete geçirmeye) en müheyyic (heyecaan verici) ve müessir (etkili) bir vasıtadır.

Cenab-ı Hak, bu âdeti ebede kadar devam ettirsin ve Süleyman Efendi gibi mevlid yazanlara Cenab-ı Hak rahmet etsin, yerlerini cennetü’l-firdevs yapsın, âmin! (Mektubat)

Bir Hadis

Peygamber Efendimiz kendisine pazartesi gün oruç tutmanın fazileti sorulunca şöyle cevap vermiştir: “Bu benim doğduğum ve bana vahiy indirilen gündür.” (Müslim, Sıyam, 197)

Peygamberimizin bu şekilde hayırlı bir işin gerçekleştiği güne önem atfetmesi Mevlit kutlamalarını uygun gören alimlerin delillerinden biri olmuştur.

Haber bültenine abone olun.

En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın

Bu hafta en çok okunanlar