Birbirimize Hediyelerle Bağlanalım!

Hediyeleşmenin tarihi, insanlık tarihi kadar eski; ama iş başa düşüp sıra hediye almaya gelince kara kara düşünüyoruz… Ne alırsak sevdiğimiz insanları daha çok mutlu ederiz? Ya da kırdığımız bir kalbi tamir edebiliriz… Sizin için hazır listelerin aksine alternatif hediyeler derledik…

Yüsra Mesude Arslan

Birbirinize hediye veriniz. Çünkü hediye, gönülden kini söküp atar, buyuruyor Efendiler Efendisi bir hadisinde… Evet, hediyeleşmek bazen küskün bir gönlü tamir etmenin, kimi zaman da sevdiğine sevgini göstermenin en güzel yoludur… Fakat hediyeleşmek kadar, doğru hediyeyi seçmek de önemli: Bir buket çiçek, yeni çıkan bir kitap, şık bir kolye, pahalı bir kol saati ya da minik bir tebessüm… Hediye seçerken özenle düşünmek, karşı tarafın kişisel zevklerini anlamak, hediyeye sadece maddi bir değer katmakla kalmaz, aynı zamanda duygusal bir dokunuş da ekler. Peki, hediye seçerken nelere dikkat etmeliyiz?

Amerikalı evlilik terapisti ve yazar Gary Chapman, The Five Love Languages (Beş Sevgi Dili) adlı çok satan kitabında, insanların sevgi ve duygusal bağ kurma tarzlarını beş ana dil üzerinden açıklarken hediyeye de yer verir ve “beş sevgi dili”ni şöyle sıralar: Olumlu sözler, kaliteli zaman, hediyeler, yardım ve hizmet ve fiziksel temas. Chapman, her insanın bu dillerden bir veya birkaçını daha fazla tercih ettiğini öne sürer. Haliyle ilişkilerde daha sağlam bir bağ kurmak için, sevdiklerimizin hangi sevgi dilini konuştuğunu anlamak çok önemli. Ya da ne tür hediyelerden hoşlandıklarını bilmek…

Hediyeye Hediye İle Karşılık Verirdi

British Columbia Üniversitesi’nden psikolog Elizabeth Dunn, harcama alışkanlıkları ile mutluluğu incelemek için yaptığı araştırmada, hediyeleşmek ile mutluluk arasında güçlü bir ilişki olduğunu tespit etmiş. Yani sadece hediye alan için değil, veren için de bir mutluluk kaynağı hediyeleşmek… Yapılan araştırmalar da hediyeleşmenin mutluluğun birçok anahtarından biri olduğunu gösteriyor.

Asırlar öncesinden de aynı şeyi söylemiyor mu Peygamber Efendimiz: “Hediyeleşiniz ki birbirinize sevginiz artsın.” Çünkü, birbirini seven insanlar, mutludur…
Efendimizin hediyeye verdiği önemi gösteren bir başka hadise de bir bedevi ile arasında geçen hediyeleşme. Hazreti Aişe’den nakledilen bir hadise göre; bir gün bir bedevi Peygamber Efendimize bir hediye getiriyor. Peygamberimiz de başka bir hediyeyle ona karşılık veriyor.

Manevi Hediyeler Fiyonksuz Olur!

Evet, başlarken sormuştuk…. Hediye seçerken nelere dikkat etmeliyiz? Klasik hediye önerilerine ve uzun listelere ulaşmak çok zor değil günümüzde. Peki ya maddi bir değer biçilemeyecek, manevi değeri yüksek hediyeler vermek isteseydiniz ne düşünürdünüz? Örneğin yeni doğum yapmış bir annenin biraz kendine zaman ayırıp dinlenmesini, sinemaya gitmesini, eşiyle baş başa bir kahve içmesini sağlamak, alacağımız pahalı bir hediyeden daha çok mutlu etmez mi onu? Ailemizden birinin deneyimlemek istediği bir sanat veya spor kursunun birkaç aylık üyeliği, bir müzik enstrümanı, kombine maç bileti, hediye kartı, gitmek istediği bir şehre, ülkeye seyahat organizasyonu, bir yıllık dergi aboneliği de harika hediyeler olabilir. Her ne kadar Chapman, hediyeyi beş sevgi dilinden biri olarak saysa da -şüphesiz burada bahsettiği maddi bir değeri olan hediye- diğer saydığı sevgi dillerinin yani tatlı bir sözün, eşinizle geçirdiğiniz kaliteli bir zamanın, zor zamanında bir dostun imdadına yetişmenin ya da çocuğununuzun yanağına kondurduğunuz bir öpücüğün en güzel hediye olmadığını kim iddia edebilir ki!

Minik Bir Not:
Seni Çok Seviyorum!

Yarım elma, gönül alma nevinden mi olsun yoksa pahalı hediye mi daha iyidir? Veyahut ucuz bir hediye alırsak ayıp olur mu? Aslında hediye seçerken dikkat edilmesi gereken en önemli husus fiyatı değil, hediye alınan kişinin mizacına uygun olup olmaması. Her kadın pırlantadan hoşlanmak zorunda değil, her erkek de cüzdan veya saat istemeyebilir. Mutfakla arası iyi olan bir erkek, ismine özel, esprili bir önlükle pekâlâ mutlu olabilir. Yani hediyenin pahalı veya ucuz olması önemli değil. Önemli olan, hediyeleşmenin verdiği mutluluk. Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi öğretim üyesi Charles Areni tarafından hediyeleşme üzerine yapılan bir araştırmaya göre basit hediyelerin hatırlanma oranı pahalı hediyelerin hatırlanma oranından daha fazla.

Örneğin sevdiğimiz kişi adına bir kanser, eğitim ya da doğa koruma derneğine bağış yapmak onu her şeyden çok mutlu edebilir. Onun için bir çevre vakfına bağışta bulunabilir ve adının verildiği bir fidanın fotoğrafını gönderebilirsiniz… Yeryüzünde bir fidan, sizin vesilenizle, en yakın arkadaşınızın adıyla ağaca dönüşebilir! Bir de el emeği göz nuru ile hazırlanan hediyeler var. Belki de en anlamlı hediyeler onlar. Elinizden gelen, yeteneğiniz ölçüsünde sevdiğiniz kişi için bir şeyler tasarlamak… Şairin şiiri, ressamın resmi, müzisyenin bestesi… Hatta futbolcunun golü… Bunları sevdiğine adayınca hepsi birer hediyeye dönüşmez mi?

Bir arkadaşınıza yorgun ve yoğun bir gününde bir mesaj göndererek, “Çay demledim, hadi çık gel!” demek de pekâlâ güzel hediyelerden biri. Ailemize sevdikleri yemekleri pişirmek, tatlıları yapmak da “Sizi seviyorum. Benim için değerlisiniz.” demenin en samimi yollarından.

İlk anda hediye gibi görünmese, üzerinde fiyonk olmasa da yakınlarımıza yazdığımız minik notlar da aslında birer hediye. Çocuğumuza veya eşimize okulda, işte yemesi için hazırladığımız bir sandviçin üzerine iliştirilmiş bir not: “Seni çok seviyorum.” Belki de hediyelerin en güzeli, sevgimizi ifade etmek…

Hediyeleşmek, stresi azaltır ve ruh hâlini iyileştirir. Bu etkileşimler, bağışıklık sistemini güçlendirerek fiziksel sağlığı destekler. Ayrıca, duygusal destek sağlayarak genel sağlık durumumuz üzerinde pozitif bir etki oluşturur.
Az da Olsa Devamlı Olmalı

Peki, hediyeleşmenin belirli bir zamanı, özel bir günü olmak zorunda mı? İllaki bayram, doğum günü veya yıldönümü olması mı gerekir? Sebepsiz, zamansız, sadece sevdiğimizin varlığına teşekkür için hediye alınamaz mı? Hiç şüphesiz insanı en çok mutlu eden, en güzel hediyeler hiç beklenmeyen bir zamanda, ansızın çıkagelen hediyelerdir. Önemli olan hediyeyi bu özel günlere hapsetmemektir.

Hediye seçiminde bir diğer önemli konu da cinsiyete göre kategorik yaklaşmak. Bu her zaman sağlıklı sonuç vermez. Örneğin zaten ihtiyaç olan ya da değişmesi gereken bir mutfak eşyasını eşinize hediye olarak sunmak, eşinizin size yazlık araba lastikleri hediye etmesine benzer.Hediyeleşmek bir nevi ameldir. Hatta Peygamber Efendimizin sünneti olan güzel bir amel… O hâlde, “Allah katında amellerin en makbulü az da olsa devam üzere yapılanıdır.” hadisinden mülhem, hediyeleşmelerimiz de az da olsa devamlı olmalı diyebiliriz. Gel gelelim, eşler evlilik öncesindeki hediye alma motivasyonunu evlendikten sonra kaybedebiliyor: Oysa evlenmiş olmak, duyguları stabil hâle getirmiyor! Hediye kabul etmeye, değer görmeye 40 yıllık eşlerin de ihtiyacı var.

Hediyenin, verdiğiniz kişinin tercihlerine ve beğenilerine uygun olması da çok önemli… Örneğin eşinize sıra dışı bir hediye almak istiyorsunuz… İşte güzel bir örnek… Onu iyi tanıyorsanız, hangi yazarı en çok sevdiğini de biliyor olmalısınız. Doğum gününde sevdiği bir yazardan, adına imzalı bir kitap veya evlilik yıldönümünüzde alacağı bir tebrik kartı ya da e-postanın onu ne kadar mutlu edeceğini tahmin edersiniz.

Elbette çocukları da unutmamak gerek… Çünkü yetişkinler ve çocuklar için hediyenin anlamı çok farklı. Çocuklara, mutlu olacaklarını düşündüğümüz şeyi değil de mutlu oldukları hediyeleri almak gerekiyor. Ne kadar faydalı da olsa oynanmayan bir oyuncak, çocuğu da mutlu etmiyor maalesef. Bunun için çocukların kendi aralarındaki konuşmalarda geçen bazı istek ve merakları kenara not edip onları şaşırtarak mutlu edebiliriz. Ya da ona bir zararı yoksa, onu mutlu etmek için -elbette her zaman değil- isteği oyuncağı ya da elbiseyi alabilirsiniz. Sonuçta hediye, mutlu etmek için alınan bir şey, değil mi!

En Güzel Hediye: Kapanmayan Amel Defteri

Sevdiğimiz birinin bir derdi veya gönül darlığı için dua etmek, Kur’an-ı Kerim veya Cevşen hatmi indirmek, Sekine, Tahmidiye, Celcelutiye gibi kıymetli duaları okumak da harika hediyeler. Eğer sevdiğimiz kişi vefat ettiyse yine en güzel hediye onlar için dua etmek, Kur’an okumak, kurban kestirmek, sadaka vermek veya hayır işlemek.

Örneğin vefat eden yakınınız adına cami, okul, hastane, su kuyusu yaptırmak ve ağaç dikmek gibi sadaka-i cariye (devamlı fayda sağlayan sadakalar) düşünebiliriz. Peygamber Efendimizin de buyurduğu üzere, “Dirilerin vefat edenlere gönderebileceği en iyi hediye onlar için istiğfar etmek ve onlar adına sadaka vermektir.” Böylece onlara kapanmayan bir amel defteri hediye etmiş olursunuz. Çünkü hadis-i şerifte de belirtildiği gibi: “İnsan öldüğü zaman amel defteri kapanır. Ancak şu üç şey müstesna: Sadaka-i cariye, faydalı ilim veya kendisine dua edecek hayırlı evlat.”

Hediyeleşme, sevgi ve bağları güçlendiren bir eylemdir.
Karşılıklı olarak verilen armağanlar, duygusal bağları pekiştirir, sevgi ve saygıyı arttırır. Anlamlı ve özenle seçilmiş hediyeler, ilişkilerin derinleşmesine ve mutluluğun paylaşılmasına katkı sağlar.
Farklı Kültürlere Ait Hediyeleşme Ritüelleri

Bütün kültürlerde hediyenin önemli bir yeri vardır; ancak verilme şekli ve içeriği kültürden kültüre değişiklik gösterebiliyor. Osmanlı’da eve gelen misafire diş kirası adında hediye vermek, misafirperverlik ve nezaketin bir göstergesiymiş. Diş kirası, “Dişinizi ikramlarımızla yorduk, bu da onun kirası.” anlamına geliyormuş. Genellikle ev sahibinin el emeği olan bir yiyecek, kumaş parçası, bir takı ya da kitap olabilirmiş. Yine Osmanlı döneminde ramazan iftarına davet edilen misafirlere ikram edilen tatlının içine altın gizlenirmiş. Bu adete göre, altının yerleştirildiği dilim kime denk gelirse, altın onun olurmuş.

Çin’de saat, şemsiye, kravat gibi bazı hediyeler uğursuzluk veya ayrılık anlamına geldiği için tercih edilmiyor. Japonya’da da misafirliğe giderken ev sahibine hediye vermek önem taşıyor. Hediye, küçük ve zarif olmalı, pahalı olmamalı ve mümkünse yerel bir ürün olmalı. Japonlara hediye verirken paketi çok dikkatli hazırlamak ve ev sahibine teslim ederken iki elle vermek gerekiyor.İngiltere’de ise misafirliğe giderken ev sahibine çiçek, içecek, çikolata ya da reçel gibi küçük bir hediye vermek kibarlık göstergesi. Hediye, ev sahibinin zevkine uygun olmalı ve ev sahibi tarafından açılmadan önce teşekkür etmek gerekir.

Mısır’da, ev sahibine hediye vermek, saygı ve sevginin ifadesi. Hediye, genellikle tatlı, meyve, çiçek ya da parfüm gibi şeyler olabilir. Hediye, sol elle verilmemeli ve ev sahibine hediyesini açması için ısrar edilmemeli.

Hediye Kabul Ederken Platonik Olmayın!

Türk kültüründe özeleştirisini yapmamız gereken bir adet var. Düğünlerde takılan takıların kaydını tutmak… Kim, ne getirdiyse aynısıyla ona mukabele etmek… Kendisinin taktığı altın ayniyle kendine iade edilmediği için arası açılan akrabalıklar, arkadaşlıklar var. Bu böyle mi olmalı gerçekten?

Hediye, bir şeyi ödünç verme değildir. Sadece karşıdaki kişiyi mutlu etmek, sevgimizi göstermektir. Nasıl sadaka ve hibe verirken karşılık beklemiyor ve geri istemiyorsak hediyede de karşılık beklenmemeli. Bununla beraber hediyeyi kabul eden kişinin buna karşılık vermesi çok güzel olmaz mı? Hediye veren beklentisizce ve sadece karşı tarafı mutlu etmek için hediye vermeli ama hediye alan da bir şekilde bu hediyeye mukabele etmeye gayret göstermelidir. Böylelikle dargınlıkların da kırgınlıkların da önü alınabilir.

Alma Verme Dengesine Dikkat!

Bazı insanlar çok fazla ve sürekli ikramda bulunup maddi hediyeler vererek çevresinin sevgisini kazanmak isteyebiliyor. Buna aynı şekilde mukabele edemeyenler de bu hediyelerin altında manen ezilip minnet altında kalabiliyor. Psikolojideki ‘alma verme dengesi’ kavramına göre her şeyde olduğu gibi, insanlarla ilişkimizde de denge gözetilmeli. Buna göre insanlar duygularını, beklentilerini, ihtiyaçlarını ve değerlerini karşılıklı olarak paylaşmalı. İşte, hediyeleşmede de bu denge bozulmamalı. Eğer verilen hediye karşıdaki kişiyi üzüyor veya incitiyorsa hediye anlamını kaybetmiş olur.

Alma verme dengesinin her ilişkide farklı bir kombinasyonu var. Örneğin bir arkadaşlıkta taraflardan biri sevgisini, ilgisini maddi göstergelerle, diğeri ise manevi değerlerle sunuyor olabilir. Biri daha çok fiziksel hediye, yiyecek, giysi, eşya gibi somut şeylerle gösterebilir sevgisini. Diğeri ise sevgi, saygı, şefkat, ilgi, bilgi, tecrübe gibi manevi değerlerle ifade edebilir. Bu, birinin diğerinden daha çok sevdiği anlamına gelmiyor. Her ilişki biriciktir ve kendi içinde hassas bir terazisi vardır. Önemli olan samimiyettir.

Hediye İle Rüşvet Arasındaki O İnce Çizgi!

Hediye almak istediğimiz kişi eğer kamuda çalışan biri, örneğin bir memursa hediye seçiminde ve zamanlamada daha dikkatli olmamız gerekir. Hizmet aldığımız kişiye hediyesini mümkünse hizmet bitiminde vermeliyiz. Hediye, o kişinin bizimle veya durumumuzla ilgili kararını etkileyebilecek bir unsur olmamalı. İş ilişkimiz bittiği zaman ve onu minnet altında bırakmayacak ve pahalı olmayan bir hediyeyi teşekkür mahiyetinde takdim edebiliriz.

Pahalı olmayan ifadesi size biraz örtülü gelmiş olabilir. Ancak rüşvet konusunda bazı ülkeler diğerlerine göre çok daha net, hatta sert. Bu ülkelerde memurlara verilebilecek hediyenin üst sınırı dahi belli. Örneğin Almanya’da bir memura verilebilecek maksimum hediyenin değeri 7 euro, Kanada’da 15 dolar. Bu miktarların üstündeki hediyeleri memurun kabul etmesi suç sayılır ve rüşvet kapsamına girer. Hem öyle olmasa bile, hediyeyi alan kişilerin rahatsız olabileceği de akıldan çıkarılmamalı.

Bazı İnsanlar, Kendilerine Özel Hediyelerle Bütünleşir!

Bazı insanların kişiliğiyle bütünleşmiş geleneksel hediyeleri var. Prof. Dr. Mehmet Ateş de bunlardan biri. Evine gelen ve ziyaretine gittiği herkese ya Peygamberler Tarihi kitapları ya da şık bir cam çaydanlık hediye eder. Öyle ki her zaman evinde hediye edilmek üzere bekleyen yüzlerce kitap ve çaydanlık vardır.

Prof. Dr. Suat Yıldırım’ın, hayatını konu alan Çağın Bir Şahidinden isimli otobiyografi kitabında yer verilen tatlı bir hediye anısı var: Yıldırım, Fransa’da yaşadığı dönemde rahatsızlanır. Eczaneden verilen ilaç jelatin kapsüllü olduğu için almak istemez, teşekkür edip çıkar. Eve döndükten birkaç saat sonra eczaneden biri telefon eder. “Siz jelatin kapsül istemediğinizden ilaç almadan gittiniz. Sizin için uygun ilaç düşündük. Doktorunuzla da görüşüp onayını aldık. İsterseniz gelip alabilirsiniz.” der. Yıldırım, eczanede çalışan kadının yabancı ve yaşlı bir adam için böyle çabalaması, kayıtlardan kullandığı ilacı bulması, jelatinsiz alternatif ilacı bulup aile doktorundan onay alarak kendisine ulaşmasından çok etkilenir. Eczane müdürüne ekibinin ihtimamından ötürü bir teşekkür mektubu verir ve ekibe bir kutu tatlı ikram eder. Aradan belli bir zaman geçer. Tekrar eczaneye gittiğinde daha önce verdiği mektubun duvardaki panoya asıldığını görür.

Hacı Muammer Türkyılmaz’ın cepleri de daima çocuklara verilmek üzere hazır bekleyen şekerlemelerle, sakızlarla ve çerezlerle doludur. Çocuklar onunla karşılaşmak için can atar. Misafir olacağı evin çocukları onun geleceğini öğrenince kapıya dizilir. Pek çok çocuk onun sayesinde misafiri sever.

Çocukların ve gariplerin sevgilisi Yıldız abla da böyledir. Yazın her gün çocukları topladığı evi adeta Kur’an kursuna dönüşür ve her ders bitiminde çocuklara dondurma, kek, çikolata gibi ikramlarda bulunur. Daha sokağa girmeden mahallenin çocukları koşar, etrafını sarar ve nasiplerini beklerler.

Editör Erol Ergün’ü de bilenler bilir. Arabasının bagajı her zaman Sonsuz Nur ve Efendimiz kitaplarıyla doludur. Karşılaştığı, ziyaret ettiği, evine gelen herkese bu kitaplardan bir tane hediye eder. Bagajda kitaplar azalınca da yeniden topluca alır ve bagajını doldurur.

Romalı düşünür, devlet adamı Seneca, “Hediye vermenin kolay bir iş olduğunu sanan, yanılmaktadır.” der. Aristoteles da Seneca gibi düşünür ve “doğru yerde, doğru zamanda, doğru ölçüde hediye vermenin” önemini vurgular. Hediye vermenin inceliklerinden bazıları şöyle sıralanabilir:

Hediyeleşmede Nezaket Kuralları

  • Misafirliğe giderken, küçük de olsa bir hediye götürmeliyiz. Evin çocuğu, ev hanımı hatta evin kedisi için dahi olsa bir hediye alabiliriz.
  • Bizim onda görmek istediğimizden ziyade, onun kimliği ve kişiliğiyle uyumlu bir hediyeyi tercih etmeliyiz.
  • Yeni doğmuş bir bebek için ‘hayırlı olsun’ ziyaretine giderken bebekle beraber büyük çocuğa da bir hediye alabiliriz. Böylece kardeş kıskançlığını bir nebze de olsa hafifletmiş oluruz.
  • Özel bir parti ya da ziyarette değilsek, etrafta başkaları varken hediye takdim etmemeliyiz. Çünkü biz hediye verirken diğerleri hediye almadığı için kendilerini kötü hissedebilir.
  • Hediye verirken, kişi hediyeyle ilgili açıklama yapmak isteyebilir, hediye verdiği kişinin hediyeyle ilgili düşüncesini öğrenmek ister. Bu sebeple hediye aldığımızda veren kişinin yanında açmalı ve teşekkür etmeliyiz.
  • Hediyeyi beğensek de beğenmesek de daima gülümseyerek takdirimizi göstermeliyiz. Eğer posta yoluyla bir hediye alırsak, hediyenin ulaştığını bildirmek için hediyeyi veren kişiyi mümkün olan en kısa sürede aramalı veya mümkünse yazılı bir teşekkür notu iletmeliyiz.

Peygamberimiz Hediyeyle İlgili Şunları Tavsiye Ediyor:

  • Hediyeleşmeliyiz çünkü hediye kalpteki kini söküp atar.
  • Hediyeleşmeliyiz çünkü birbirimize olan sevgimiz artar.
  • Davet edene icabet etmeli ve hediyeyi geri çevirmemeliyiz.
  • Hediyeye hediyeyle mukabele etmeliyiz. Verecek hiçbir şeyimiz yoksa bile onun için dua etmeliyiz.
  • Bize verilen hediyeyi asla küçük görmemeliyiz.

Sevdiklerinize “İyi ki!” Dedirtecek Hediye Önerileri

  • Çocuğunuzun doğduğu yıl ve günde ayın şeklinin nasıl olduğunu internetten bulup baskısını alarak tablo yaptırabilir ve üzerine “gecenize ay gibi doğduğunu” yazabilirsiniz.
  • Hediye verilecek kişi bir öğretmense, branşına veya öğretmenin ilgi alanına özel, esprili, anlamlı bir kaşe veya mühür tasarlayabilirsiniz.
  • Artık video hazırlamak çok daha kolay! Sevdiğiniz kişinin hayatındaki önemli kişilerden sürpriz videoları özel bir klip hâline getirebilirsiniz.
  • Severek takip ettiği bir süreli yayının aboneliğini hediye etmek. Örneğin bir yıllık Nevbahar dergisi aboneliği kimi mutlu etmez ki!
  • Eğer resim, müzik, el sanatları gibi bir yeteneğe sahipseniz o yönde özel bir hediye hazırlayabilirsiniz. Örneğin şiir yazmak, beste yapmak, tablo yapmak veya onun için bir şey örmek/dikmek gibi…
  • Yeni doğan bir bebeğin ayak izinin kalıbını alıp bunu tablo hâline getirebilmesi için uygun kil hamuru hediye edilebilir.
  • Çocuğunuzun uzun zamandır istediği o kediyi kuşu almanın zamanı gelmedi mi?
  • Sevdiğimiz kişinin doğduğu günü kütüphanedeki basın tarihi bölümünden araştırarak o dönemin büyük bir gazetesinin birinci sayfasının kopyasını ve çıktısını alarak tablo hâline getirebiliriz. Böylece hediyeyi alan kişi doğduğu yıl ve günde ülkede yaşanan en önemli olayları görebilir.

Haber bültenine abone olun.

En son haberler, teklifler ve özel duyurulardan haberdar olmak için.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın

Bu hafta en çok okunanlar