
Soru: “Gönlümün ısındığı bir beyefendiye, evlilik niyetimi bizzat açtım. Annem ‘hayâsızlık’ dedi, çevremdekiler ise âdeta ‘iffetsizlik’ ile suçladı. Kalbim daralıyor! Hz. Hatice, kâinatın en şereflisine bizzat talip olmadı mı? Eğer İslam’ın en asil hanımı iradesini beyan ettiyse, ben neden hafiflik ile yargılanıyorum?
(Rumuz: Sorgulayan Kadın)
Cevap: Sevgili Sorgulayan Kadın, içindeki fırtınayı ve kalbindeki kırgınlığı anlamak hiç de zor değil. Zira toplumun “edep” zannettiği bazı prangalar, bazen İslam’ın bizzat sunduğu özgürlüklerin önüne geçebiliyor.
Öncelikle zihnindeki o berrak örneği selamlayarak başlayalım: Evet, Hz. Hatice annemiz, kâinatın en şereflisine, güvendiği bir dostu aracılığıyla evlilik niyetini bizzat iletmişti. Eğer bu bir “sıkılmazlık” olsaydı, Peygamber Efendimiz, ömrü boyunca o asil kadını hayırla yad eder miydi? İslam’ın ilk ve en büyük hanımefendisi, iradesini beyan ederken ne “iffetinden” bir şey kaybetmişti ne de “asaletinden”.
Kültürün Prangası, Dinin Kapısı
“Ayıp” ve “caiz” arasındaki o ince çizgide çoğu zaman toplumun alışkanlıkları dinin önüne geçer. Fıkhen hüküm güneş gibi nettir: Evlilik teklifinin kimden geldiği helal haram dengesini değiştirmez. Bir kadının, karakterini ve dindarlığını beğendiği bir beyefendiye, edep ve mahremiyet sınırlarını koruyarak talip olması sadece “caiz” değil, aynı zamanda bir “şahsiyet” göstergesidir.
Neden Linç Ediliyorsunuz?
Toplum, kadını “pasif ve seçilen” bir konumda görmeye alışmıştır. Bu bir din kuralı değil, bir “sosyolojik alışkanlık”tır. Nüfus dengelerinin ve sosyal yapının farklı olduğu dönemlerde (Efendimiz dönemi veya günümüzün bazı toplumları gibi), kadın tarafının inisiyatif alması son derece doğal karşılanmıştır. Bugün maruz kaldığınız eleştiriler, dinin değil, geleneksel kabullerin bir yansımasıdır.
Sonuç olarak, annenizin ve çevrenizin kaygısı, muhtemelen sizin “değerinizin düşeceği” yönündeki yanlış bir toplumsal algıdan kaynaklanıyor. Oysa nezaket, saygı ve ailelerin rızası gözetilerek atılan bir adımda “yüzsüzlük” değil, “dürüstlük” vardır.
Unutmayın; iffet, sadece sessiz kalmak değil; helal dairesinde iradesine sahip çıkabilmektir. Hz. Hatice’nin cesareti sizin pusulanız olsun. Varsın mahalleli kendi zincirlerini konuşsun; siz, kalbinizin ve dininizin çizdiği o onurlu yoldasınız.



















