Sinema Çöl Şiiri

Çöl Şiiri

115

Görsel bir şiir şöleni diye tanımlamak hiç de yanlış olmayacaktır Tunuslu yönetmen Nacer Khemir’in Bab’Aziz klasiğini. Gerçeğe selam çakan gerçeküstü hikâyesiyle seyirciyi zahiri ve batıni çölde kendi yolculuğuna çıkaran, eski fakat eskimeyen bir film bu. Tıpkı bir şiir gibi, herkes kendi derinliği ölçüsünde kabını dolduruyor.

Hemen belirtmek gerekir ki çekimleri pek sıkıntılı geçse de çöl atmosferi çok yerinde bir seçim olmuş. Âdeta dünyadan soyutlanmış uçsuz bucaksız çöl, bir ayna gibi; nefsler kendi hakikatini kumlarda seyredebiliyor. İnsan benliği, hem kum tanesi gibi bir zerre olmanın acziyetini hem de uçsuz bucaksık çölün bir bir parçası olmanın coşkusunu iliklerine dek hissedebiliyor. Gerçek varlığa erme yolunda bir seyrüsülûk güzergâhıdır, bütün renklerin eriyip tek renge büründüğü, el değmemiş, bir o kadar da gizemli kum yığınları. Kısacası film boyunca büyüleyici çöl görüntüleri insanı âdeta hipnoz ediyor ve asla sıkmıyor.

Bab’Aziz tam anlamıyla bir başyapıt. Zaman zaman çıkarılıp tekrar izlenilesi muhteşem bir yolculuk filmi. Her izlediğinizde eni bir detay fark ediyorsunuz. Hele müzikleri… Enfes müzikleri insanın ruhunun derinliklerine süzüle süzüle iniyor âdeta. Derinlerde bir yerde öylece bekleyen, farkında bile olmadığımız duyguları uyandırıyor. Kâh gözleriniz yaşla doluyor, kâh derin düşüncelere dalıyorsunuz. Nacer Khemir’in böyle bir film çekme sebebini de hatırlatmadan geçmeyelim. Babasına adadığı filmi neden çektiğini şu cümlelerle açıklıyor: “Bu film bir sorudan çıktı aslında: ‘Babanız yanınızda yere düşse ve yüzü çamurlansa ne yaparsınız?’ Ben olmasam bile benim babam iyi bir Müslümandı ve şu sıralar onun yüzüne (dinine) çamur çalınıyor durmadan. Ben bu filmle babamın yüzünü silmeye, temizlemeye, İslam’ın bilinmeyen, es geçilen ve unutturulan yüzünü göstermeye çalıştım.”

Ünlü yönetmen amacına ulaşmış ve İslam’ın sevgi dilini; özünde Hakk’ı ve kendini bulma yolculuğu olduğunu gayet başarılı bir biçimde işlemiş. Nacer Khemir, filmin diyaloglarını Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî, Ferîdüddin Attâr, Muhyiddin İbnü’l Arabî ve İbnü’l-Fârıd’dan aldığını; bu hikmetli sözleri 1001 Gece Masalları‘ndan esinlenerek süslediğini söylüyor. Ünlü yönetmen, zamanın dairesel aktığı, hâsılı sonsuzluğu anlatmaya daha uygun, farklı bir hikâye dili kullanmış.

Yaşlı ve kör bir derviş olan Baba Aziz, dervişlerin her otuz yılda bir gerçekleştirdikleri toplantıya gitmek üzere yola çıkar. Toplantının yeri belli değildir. Küçük torunu İştar, çok sevdiği dedesinin peşine düşmüştür. Zeki ve meraklı İştar, bu gizemli yolculuğun sonunu merak ederken Baba Aziz, ona yol boyunca hikâyeler anlatır. Bir ceylanın peşine düşüp tacı tahtı terk eden prensin hikâyesi, İştar’ın özellikle ilgisini çeker. Çünkü bu, aslında Baba Aziz’in kendi hikâyesidir. 

Çölde dede torun, kendi arayışları olan başka yolcularla da karşılaşır: Sesine âşık olduğu kadının peşine düşen şarkıcı Zeyd; kuyunun dibinde bulduğu sarayı ve Zehra’yı her yerde arayan Osman; biri ayyaş, diğeri derviş iki kardeş Hasan ile Hüseyin… Göndermelerle ve metaforlarla örülü Bab’Aziz, izleyeni görsel bir masalın içine çeker. 

Filmin ilk sahnesinde İştar ve dedesinin kumların altından çıkışının, dirilişi ve dünyaya gelişi temsil ettiği söylenir. Film bittiğinde ise ölümün aslında başka bir doğum olduğunu, dünyada tutkuyla peşinden koştuklarımızın çoğu zaman bir seraptan ibaret kaldığını hissedersiniz. Mevlânâ’nın Şebiarus’u, Baba Aziz’in ayyaş Hasan’a söylediklerinde yankılanır.

2005 Tunus-İran ortak yapımı Bab’Aziz, eşsiz müzikleri, etkileyici çekimleri ve kendine özgü anlatımıyla izleyeni derin bir yolculuğa çıkarır. Geride kalan ise şu sorudur: Biz, kendi ceylanımızın peşinde nereye doğru yürüyoruz?

Bab’Aziz: Tefekkür Eden Prens
(2005 | İran, Tunus) 

Orijinal Adı: Bab’Aziz: The Prince
who Contemplated His Soul  

Yönetmen: Nacer Khemir 

Senaryo: Tonino Guerra, Nacer Khemir  

Oyuncular: Parvis Shahinkou, Maryam Hamid, Golshifteh Farahani 

Süre: 1 saat 36 dakika 

IMDb Puanı: 7.5

Yaş Grubu: Ebeveyn rehberliğiyle 10+


Kamera Arkası 

Çağrı filminin yönetmeni Mustafa Akkad, bir röportajında yaşadıkları duygusal bir anı şöyle anlatıyor: “Çağrı filminin çekimindeydik. Hz. Hamza’nın şehit edilme sahnesinde, figüran oyuncular Hz. Hamza’yı oynayan aktörün etrafından bir türlü çekilmiyorlardı. Onlara nedenini sorduğumda aldığım cevap hepimizi hem güldürdü hem de duygulandırdı: “Çünkü çekilirsek Hz. Hamza yine şehit edilecek!.”


Replik

Dedeciğim tek başımıza bu çölde nasıl yolumuzu bulacağız?”
“İnancı olan kişi asla kaybolmaz küçük meleğim! Yürümek yeterli. Davet edilenler, yolu er geç bulur.”
(Bab’Aziz, 2005)

NO COMMENTS

LEAVE A REPLY

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın