Bir Canavar Yetiştirdik; Adı Yalnızlık!

“Odasında güvende sandık… Tablet, telefon verdik; ama zaman vermedik. Şimdi elimizde yalnızlıktan ve öfkeden yoğrulmuş çocuklar var. Ve bu, hepimizin suçu olabilir.“

268
Fatma Salmanoğlu |
Son dönemde Netflix’e gelen diziler arasında beni en çok etkileyen, en çarpıcı yapımların ikisinden söz etmek istiyorum: Adolescence ve Weak Hero. Konuları birbirinden farklı gibi görünse de verilmek istenen mesajların ortaklığı bu iki diziyi aynı çerçevede değerlendirmeyi mümkün kılıyor.

Adolescence’da 13 yaşındaki Jamie’nin hikâyesi üzerinden, çocuklarımızın masum görünen sosyal medya karşısında ne kadar savunmasız oldukları, bu dünyanın baskısıyla nasıl bir canavara dönüşebilecekleri anlatılıyor. Weak Hero ise yaşıtlarının zorbalığına maruz kalan gençlerin, ölmenin ve öldürmenin eşiğine nasıl gelebileceklerini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Ayrıca, online kumarın pençesine düşen gençlerin yaşadığı zorluklara da değiniliyor. 

Birbirinden bağımsız gibi duran tüm bu konuların buluştuğu bir nokta var: Anne-babalar. İki diziyi izlerken aklım hep aynı yere takıldı: Neredeydi bu anne babalar? Çocuklar yalnızlaşırken, hayattan soyutlanırken, bir çıkmaza sürüklenirken neredeydiler? Belki kimi iaşe derdindeydi… Ama çoğu, bu ergenlerle nasıl iletişim kuracağını bile bilmiyordu! 

Günlük 200 kelimeyi geçmeyen diyaloglarımızla çocuklarımızın ruhuna nasıl dokunabiliriz ki? Onların gün içinde yaşadığı onlarca duygusal iniş çıkışın, sarsıcı dalgalanmaların hangisine tanıklık ediyoruz? Bize ne kadarını, nasıl anlatabilirler? Ergenliğin başında, “Bu çocuk çok değişti!” deyip tüm köprüleri yıkmadık mı zaten? Maalesef, hepimiz ergenliğini tam atlatamamış yetişkinleriz. Bir ergenle karşılaşmak, onunla yüzleşmek ve bağ kurmak bu yüzden bu kadar zor geliyor belki de. Duygusal olarak ağır geliyor bir başka versiyonumuzla karşılaşmak. O yüzden giderek uzaklaşıyoruz kendi canımızdan, ciğerimizden, evladımızdan. Yalnız bırakıyoruz onları. Ve çocuklar yalnız kaldıkça, karşılarına çıkan her ne varsa tutunmaya çalışıyorlar. Sosyal medya ve arkadaş çevresi de bu “her ne varsa”nın başında geliyor. Adolescence’ın son sahnesinde, baba karakterinin, ki kendisi aynı zamanda dizinin yazarı, ağzından dökülen sözler hâlâ kulağımda: “Odasında olunca gözümüzün önünde, emniyette sandık.”

Bedenen yanımızdalar ama ruhları bize yabancı. Ve bu çocuklar gökten zembille inmedi. Biz büyüklük iddiasındaki ama ruhu küçük kalmış yetişkinler onları bu hâle getirdik. Oyun oynamak istediler; zamanımız yoktu, enerjimiz yoktu. Yorgunduk, meşguldük. Ellerine tablet ya da telefon tutuşturmak kolayımıza geldi. YouTube gibi dipsiz bir deryayı avuçlarına bıraktık. O deryadan balina mı çıkar, köpek balığı mı, umursamadık.Bu koca nesli, kendi ellerimizle yalnızlaştırdık. Yalnızlıkları öfkeye dönüştü şimdi. Sosyal medya, kendi ellerimizle büyüttüğümüz bu yalnız ve öfkeli canavarın sadece bahanesi. Ve evet, cesaretle söyleyelim: Bu canavar bizim eserimiz.

Ergenlik (2025 İngiltere, ABD)

Orijinal adı: Adolescence

Yönetmen: Philip Barantini

Senaryo: Jack Thorne, Stephen Graham

Oyuncular: Stephen Graham, Ashley Walters, Erin Doherty

Müzik: Aaron May, David Ridley

Sezon/bölüm sayısı: 1/4

Önceki İçerikİlahi İhsanların Gölgesi: Bayram Günleri
Sonraki İçerikMısralarıyla Kalpleri Fetheden Sahabe: ABDULLAH B. REVÂHA

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın