
Kar yağmış küçük hanım. Kar, örtüyor görüyor musun, kusurlarını dünyanın. Kelebekler uçar gibi, çiçekler açar gibi her yer bembeyaz, her yer pamuk; ama soğuk. Olsun. Masaldır o; yaşayalım düş gibi. Berekettir kar hem de bolluk.
Bir beyaz lerze, bir dumanlı uçuş,
Eşini gaib eyleyen bir kuş
gibi kar
Geçen eyyam-ı nevbahârı arar…
Akşamdır, sabahtır ya da gece. Yağar kar lapa lapa, ince ince. Hafiften savrulur sağa sola. Bırakır kendini boşluğa. Sanki canlı bir tablodur her yer. Her yerde farklı bir masal tadı. Çık balkona, avluya, sokağa. Bak işte kar başladı.
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam! Uyandırmayın beni uyanamam. Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına, Allah aşkına, gök, deniz aşkına Yağsın kar üstümüze buram buram.
Büründük, sarındık bir güzel. Sevinçler toplayalım; her şey hazır. Yerleri sanki bir rüya kaplamış, görüyor musun? Kar ki sevincin diğer adıdır. Kardan adam yapalım, oyunlar oynayalım küçük hanım. Kar neşesi gün çıkana kadardır.
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır -tek, tenha- bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
İlkbahar, yaz, sonbahar. Onlar sıcak. Onlar ki gülüşüdür yüzün. Serindir, soğuktur, ayazdır deme. Tadını çıkar günün. Kartopu oynayalım küçük hanım. Biliyorsun, karlar armağanıdır ömrün.
Gittiniz gittiniz siz ey mürgan
Şimdi boş kaldı serteser yuvalar
Yuvalarda yetim-i bi-efgan
Son kalan mavi tüyleri kovalar
Karlar
Ki havalarda uçar uçar ağlar
Kar yağmış küçük hanım. Görüyor musun? Kar, örtüyor kusurlarını dünyanın. Kelebekler uçar gibi, çiçekler açar gibi kardır her yer. Haydi, gülelim biz de kar gibi.
Onlar da gülecekler.



















