Başka Bir Meryem

302

Prof. Dr. Said Işık |

Meryem ismi anıldığında çoğumuzun zihninde Hz. İsa’nın annesi canlanır. Kur’an, bu müstesna kadına öylesine büyük bir değer atfeder ki surelerden birine onun ismini vermiştir. Allahutaala Meryem suresiyle bu seçkin kulunun yerini eşsiz bir şekilde mühürler. 

Kur’an sayfaları arasında ilerlediğimizde, adını tarihî kaynaklardan öğrendiğimiz başka bir Meryem daha karşımıza çıkar. Klasik tefsirlerde Hz. Musa’nın ablası olduğu belirtilen ve kıvrak zekâsıyla dikkat çeken bu genç kız; Firavun’un sarayı ile annesi arasında âdeta bir köprü olur.

Firavun’un hükmü gereği o dönemde yeni doğan her erkek bebek, askerler tarafından öldürülmektedir. İşte bu karanlık zamanda Allah, Hz. Musa’nın annesine şöyle ilham eder: “Onu bir süre emzir; şayet başına bir şey gelmesinden korkarsan ırmağa bırak. Hiç endişe etme, hiç üzülme. Biz onu sana geri kavuşturacağız ve onu peygamberlerden yapacağız.” (Kasas, 28/7)

Annesi bu ilahi rehberlikle, bebek Musa’yı bir sandığa koyarak Nil Nehri’ne bırakır. Ardından, yanındakilere belli etmeden kızına dönerek, “Sen, çaktırmadan onu izle!” der. (Kasas, 28/11)

Hz. Musa’nın ablası Meryem, kimse fark etmeden nehir boyunca yürüyerek sandığı takip eder. Gözünü bir an olsun kardeşinden ayırmaz. Sandık saraya ulaştığında Firavun’un karısı bebeği çok sever ve onu evlat edinmek ister: 

“…Bana da sana da neşe kaynağı olacak sevimli bir çocuk! Onu öldürmeyin, olur ki bize fayda sağlar, belki de onu evlat ediniriz.” (Kasas, 28/9)

Ancak küçük Musa, saraydaki hiçbir süt annenin sütünü kabul etmez. Ablası Meryem, çaresiz kalan saray halkına zekice bir teklif sunar: “Ona güzelce bakabilecek, onun iyiliğine olacak her işi yapacak bir aile tavsiye etmemi ister misiniz?” (Kasas, 28/12)

Mutlu Son

Teklif kabul edilir ve Hz. Musa’nın annesi, oğluna yeniden kavuşur. Böylece Allah, bir ablanın dikkatli takibi ve zekice hamlesiyle bir peygamberin hayatını korur.

Meryem’in yaşı kesin olarak bilinmese de klasik tefsirciler onun Hz. Musa’dan on yaş kadar büyük olduğu görüşündedir. 

Kur’an’da adı geçen her şahsiyet, asırlar ötesinden bize seslenir. Onların kıssaları yalnızca geçmişin hikâyeleri değil; yolumuza ışık tutan canlı örneklerdir. Asıl mesele, bu örnekleri kalbimizin ve hayatımızın bir parçası hâline getirebilmektir. Yüreklerimizde “kuyudaki Yusuf”un tevekkülünü, “başka bir Meryem”in cesaretini, Hz. Musa’nın annesinin teslimiyetini hissedebiliyorsak, Kur’an bizimle konuşuyor demektir. 


Kimdir


Meryem, Hz. Musa’nın ablasıdır. Nehre bırakılan kardeşini annesinin yönlendirmesiyle uzaktan takip etmiş, onun güvenli bir şekilde annesine kavuşmasına vesile olmuştur.


Kur’anda’ki Yeri


Hz. Musa’nın ablası, Kur’an-ı Kerim’de ismiyle anılmaz; ancak onun varlığı ve üstlendiği rol, özellikle Kasas suresinde dolaylı olarak anlatılır.


Örnek Yönleri


Cesareti: Zor bir dönemde, küçük kardeşi için cesurca hareket etmesi, korkusuzca sorumluluk alması.

Zekâsı: Durumu hızlı ve doğru değerlendirmesi, kardeşinin hayatını kurtarmak için akıllıca bir plan yapması.

İnancı ve sadakati: Ailesine ve Rabbine olan güveni sayesinde zorluklar karşısında yılmaması.

Sorumluluk bilinci: Henüz çocuk yaşta olmasına rağmen büyük bir sorumluluk üstlenmesi ve bunu başarıyla yerine getirmesi.

Sevgi ve şefkati: Kardeşine karşı derin bir sevgi beslemesi ve onun iyiliği için elinden geleni yapması.


Aklımızda Bulunsun


Hz. Musa’nın ablası Meryem, Kur’an’da doğrudan anılan nadir kadın figürlerden biridir.

Önceki İçerikElias’tan İlyas’a: Müziğin ve İnancın Kesiştiği Yer
Sonraki İçerikBir Türlü İyileşemiyorum!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın