Gençler Soruyor! Tesettür Mayo ile Denize Girebilir Miyim?

Tesettür Mayo ile Denize Girebilir Miyim?

"21 yaşındayım ve inancıma önem veriyorum, ancak arkadaşlarımla birlikte tatile gitmek istiyorum. Halka açık bir plajda denize girmek doğru olur mu? Tesettür mayosu giymek bu durumu caiz hâle getirir mi? Dinî açıdan kendimi rahatsız hissetmekle birlikte, sosyal hayattan da kopmak istemiyorum. Ne yapmalıyım?" (Rumuz: Haşema)

859
Gençler soruyor! |

Müslüman bireyler için tesettür sadece bir giyim biçimi değil, aynı zamanda mahremiyetin, saygının ve kişisel sınırların ifadesidir. Bu hassasiyet kadınlar için olduğu kadar, erkekler için de geçerlidir. Tesettürün sadece kadınlara has bir yükümlülük gibi sunulması, erkeklerin sorumluluğunu gölgelemekte ve toplumsal dengenin bozulmasına yol açmaktadır. Oysa Kur’an-ı Kerim, erkeklere de gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını emreder. Kadınlar için söz konusu olan örtünme, erkekler için de davranışta, bakışta ve giyimde benzer bir duyarlılık gerektirir. 

Kadınların denize girme meselesi de bu çerçevede değerlendirilebilir. Müslüman kadınlar, mahremiyetin sağlandığı, sadece kadınlara ait alanlarda veya mahremleriyle birlikte denize girebilirler. Elbette burada da ölçülülük, nezaket ve iffet gibi değerler gözetilmelidir. Fıkıh mezheplerine göre Müslüman bir kadının diğer kadınlara karşı avret mahalli konusunda bazı farklılıklar bulunsa da genel kabul gören ölçü, Müslüman kadınlar arasında göbek ile diz kapağı arasıdır. Ancak, Müslüman olmayan kadınlarla birlikte bulunma durumu farklı hükümlere tabidir. Bu noktada da temel amaç; inanç, değer ve mahremiyet sınırlarını korumaktır.

Kadınların erkeklerin de bulunduğu bir ortamda, tesettürlü mayolarla dahi olsa denize girmesi dinî ölçülere uygun bulunmamaktadır. Çünkü tesettür yalnızca örtünmekten ibaret değildir; aynı zamanda dikkat çekmemek, mahremiyet sınırlarını muhafaza etmek ve cinsiyetler arası sınırları gözetmek gibi daha derin bir anlam taşır. Kadın ya da erkek fark etmeksizin, böyle bir ortamda beden dili, bakışlar ve niyetler karmaşık hâle gelebilir ve bütün bunlar manevi hayat açısından risk oluşturabilir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bir husus vardır: Kadınları sürekli “fitne” unsuru olarak merkeze koymak, onları edilgenleştiren, sorumluluğu yalnızca onlara yükleyen bir anlayışa yol açabilir. Bir kadın denize girmek istediğinde, bu arzusunu sadece erkeklerin imtihanı üzerinden değerlendirmek, onun kişiliğini ve kendi kararlarını göz ardı etmek olur. Aynı şekilde erkeklerin de kendilerine düşen sınır ve sorumlulukları hakkıyla yerine getirmesi gerekir. Cinsiyet fark etmeksizin, herkesin Allah karşısında sorumlu bir kul olduğu unutulmamalıdır.

Peygamber Efendimizin “Töhmet altında kalacağınız yerlerden kaçının” (Süyûtî, Câmiu’l-Ehâdîs, 1/336) uyarısı da yalnızca kadınlara değil, her iki cinse yöneliktir. Töhmet; görünüş, niyet veya ortam itibarıyla yanlış anlaşılmaya açık durumlar için kullanılır. Bu da bize, mahremiyetin korunmasının sadece fiziksel değil, aynı zamanda sosyal bir yönü olduğunu hatırlatır. 

Sonuç olarak, denize girmek gibi mesele, İslami sınırlar çerçevesinde karşılandığında sorun teşkil etmez. Ne var ki bu sınırların çiziminde erkek ya da kadın tek başına sorumlu değildir. Tesettür ve mahremiyet, her iki cins için de bir ahlaki duyarlılık meselesidir. Dolayısıyla kadınların yalnızca başkalarının bakışına göre değil, kendi iradeleri, inançları ve içsel huzurları doğrultusunda karar vermeleri gerekir. Aynı şekilde erkeklerin de hem kendilerini hem de toplumdaki ilişkilerini bu sorumluluk bilinciyle düzenlemeleri gerekir.

1 COMMENT

  1. Soruya direk cevap vermek yerine konuyu erkeklere bağlamak doğru olmamış sanki. Cinsiyetçilik doğru değil. Kadınlara göre sorulan soru, kadınlara göre cevap ister. Erkeklerin mahremiyeti de ayrı bir konu veya soru olarak gelirse yine ayrı işlenir. Kadınlar erkeklerle rakip değil, düşman değil.

LEAVE A REPLY

Lütfen yorumunuzu yazınız
Lütfen isminizi yazın