
Yüzyıllardır varlığını sürdüren nakış sanatları, günümüzde modern formlarıyla yeniden hayat buluyor. Punch nakışı da bu dönüşümün en keyifli örneklerinden biri. İğnenin kumaşa ritmik şekilde batıp çıkmasıyla oluşan kabarık dokular hem geleneksel el emeğini hatırlatıyor hem de çağdaş bir tasarım dili sunuyor. Özellikle kış aylarında, evde geçirilen uzun zaman dilimlerinde ilmek ilmek işlenen bu hobi, zihninizi günlük telaşelerden uzaklaştırıyor.
Başlamak için ihtiyacınız olan malzemelerse oldukça basit: Bir punch iğnesi, nakış iplikleri, germe kasnağı ve uygun bir kumaş. Kısa sürede kavranabilen bu teknik, el alışkanlığı geliştikçe daha özgün ve yaratıcı işlere dönüşüyor. Punch nakışıyla neler yapılabilir? Aslında hayal gücünüz kadar geniş bir alan var:
Bardak altlıkları: Şıklığıyla sofranıza sıcaklık katar.
Dekoratif tablolar: Evinizin duvarlarına canlılık ve el emeği dokunuşlar ekler.
Çantalar: Günlük kullanımda tarzınızı ve kişiliğinizi yansıtan özel parçalar ortaya çıkarır.
Aplike çalışmaları: Yıpranan ya da eskiyen kıyafetlere yepyeni bir hayat, taze bir görünüm kazandırır.
Yastık kılıfları: Oturma odanıza samimi ve sıcak bir el emeği dokunuşu ekler, dekorasyonu tamamlar.
Halı ve kilimler: Büyük ölçekli makinelerle uygulandığında bir sanat eserine dönüşür.
Broşlar: Kişisel hediyeler için ideal; sevdiklerinize özel bir dokunuş sunar.
İlham Verenler

Çocukluğundan beri çiçekleri seven Gamze Uçar, yirmili yaşlarında kendi bitkilerini yetiştirmeye karar veriyor. Hollanda’nın Vriezenveen şehrindeki evinde hem iç hem de dış mekânda çiçekler büyütüyor, köklendirdiklerini yeniden toprakla buluşturuyor. Onlarla ilgilenirken nefes aldığını hissettiğini söyleyen Uçar, “Sevildiklerini anlıyorlar ve bana karşılık veriyorlar sanki.” diyor. Çiçekleri onun için âdeta birer evlat. Üstelik bu güzel hobisi Hollandalı arkadaşları ile güzel bir bağ kurmasına vesile oluyor. Köklendirdikleri fideleri birbirlerine hediye ettiklerini söyleyen Uçar; “Çiçek seven insanların paylaşımları çok özeldir.” diyor.
Evde Eğlence

Kış Masalı Gecesi: Bir akşam telefonlarınızı bir köşeye kaldırın, ışıkları hafifçe kısın ve ailecek masal saatine başlayın. Eğer çocuklarınız küçükse battaniyelerden, yastıklardan ve sandalyelerden kocaman bir kale kurup, masal gecenizi bu eğlenceli mekânda da yapabilirsiniz. İçine atıştırmalıklar ve lezzetli, sıcak içecekler almayı da unutmayın.
Gülümse

Paris’e yeni gelmişim. Sokakları adımlıyorum. Karnım aç. Baktım, bir lokantanın camında balık resimleri var. İçim rahatladı. Menüyü aldım, açtım, baktım… Ama menü menü değil; resmen Fransız edebiyatına giriş kitabı. Yaradana sığınıp parmağımı menüye salladım Garson, bir şey bildiğimi sanıp döndü gitti.
Hayalimde kocaman levrekler, somonlar gezinirken, garson önüme bir tabak dolusu salyangoz bıraktı. Bütün lokanta bana bakıyor. “Dur bakalım, salyangozu yutabilecek mi?” diye gözleriyle bahis tutuyorlar sanki.
Ne yapayım? Aldım çatalla bir salyangozu, sanki kırk yıllık favori yemeğimmiş gibi, “Mımm!” dedim. İçimden de “Allah’ım, paracıklar gitti, bari midem gitmesin!” diye ağlıyorum. (Muaz Kuru)
















